25 Eylül 2017 Pazartesi
Üyelik




Sayaçlar
4.965.801 ziyaret.
23 aktif ziyaretçi.
Yunus Güldemir Öğretmen Hakk’a yürüdü
8 Ağustos günü yaklaşık iki aydır tedavi amaçlı bulunduğu Ankara’da vefaat eden Ibrıcak’lı emekli öğretmen, yazar Yunus Güldemir 9 Ağustos Çarşamba günü Ibrıcak mezarlığında ebedi istiratgâhına defn edildi.

Yunus Güldemir Öğretmen  Hakk'a yürüdü

8 Ağustos günü yaklaşık iki aydır tedavi amaçlı bulunduğu Ankara'da vefaat eden Ibrıcak'lı emekli öğretmen, şiirleri ile tanınan yazar Yunus Güldemir  9 Ağustos Çarşamba günü Ibrıcak mezarlığında ebedi  istinatgâhına defn edildi.

Mahalli gazetelerimizdeki köşe yazılarında,  yaşadığı yerlerdeki gözlemlerini, araştırmalarını,  şiir ve manzum yazılarıyla dile getiren Yunus Güldemir, anlatımlarındaki mahalli deyim ve kelimelerle kültürümüzün yaşatılmasında memleket severliğini  yansıtmaktaydı.

Ibrıcak köyü Camiinde kılınan cenaze namazı ve defin işine köylülerinin yanında, Gerede ve çevreden tanıdıkları, arkadaşları, öğretmenler ve öğrencileri ile birlikte bazı bürokrat ve milletvekilleri de iştirak ettiler.

Merhuma Allah'tan rahmet yakınlarına baş sağlığı dileriz.

Yunus Güldemir'i  kendini anlattığı yazısını Geredenin Sesi  web sayfasından alıntıyla hatırlatıyoruz.

"ANA ADI FATIMA 

      Anamın adı Fatıma. Bolu İli, Gerede İlçesi, Ibrıcak Köyü'nde doğdum; aynı köyde yaşıyorum.Köydeki adım; Hacı Yunus, Yunus Hoca'dır. Köyde bize Topalgil de denir. Gerçek sülâlem Hacı Osman Sülâlesidir.

      İlkokulu kendi köyümde okuduktan sonra ortaöğrenimimi Eskişehir, Yunus Emre İlköğretmen Okulu'nda, yüksek eğitimimi, Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde tamamladım. Askerliğimi de görevi başında olarak, Çorum İli, Alaca İlçesi, Dedepınar Köyü'nde öğretmen olarak yaptım. 1982/88 yılları arasında Almanya Nürnberg'te iki dilli sınıflarda sınıf öğretmeni olarak çalıştım.

      Okumayı yazmayı severim. Beni en çok etkileyen ilokul üçüncü sınıftayken okuduğum Tommiks, Teksas ( Çelik Bilek) ve dünyaca ünlü masal ve hikâyeler olmuştur. Yani, ilkokul üçüncü sınıftan bugüne kadar okudum okudum. Öğretmen okulunda bir ara Yaşar KEMAL'in "İnce Memed"'ini okuduktan sonra O'na hayran oldum. Sonra, Reşat Nuri GÜNTEKİN'in "Çalı kuşu"'na tutuldum. Yetmişli yıllarda okulumuza gizlice sokulan komünist kitapları şöyle bir inceledikten sonra, onlara inanmadım. "Dünyanın Bütün İşçileri Birleşiniz" sloganı beni etkilemedi. Bir ara sosyalizmi sever gibi oldum ama  Mustafa Kemal'i okudukça, inceledikçe sosyalizmin de kurtuluş  olmadığı kanısına iyice vardım.Artık, Atatürk'çü ve cumhuriyetçiydim. Saltanatın çağ dışı olduğuna, hilâfetin de Müslüman Devletleri'nin birlikte seçecekleri en yüksek dini makam olduğuna inanıyordum.

      Yazar öğretmenlerimden,"Karıncayı İncitmeyen Adam" hikâyesiyle ödüller alan Öner ÜNALAN hocamın edebiyatının hayranı olarak kısa hikâye çalışmalarıyla yazı hayatına başladım. Bitişik el yazısına aşık olduğum diğer yazar öğretmenim de Orhan Musa ÇELİK'ti. Bize edebiyatı, Türkçe'yi sevdiren Gönül ÜNALAN Hanımefendi'nin ilk elimize tutuşturduğu yazım ( imlâ) kılavuzunu ve sözlüğü hâlâ okurum. Kullanırım.

      Uzun yıllar "Doğan Kardeş", "Hayat" gibi dergileri, onların içinde her hafta sunulan kısa hikâyeleri okurdum okurdum. İlkokuldayken Kemalettin TUĞCU'nun bazı kitaplarını, harçlığım çok az da olsa aldım, okudum.

      Öğretmen okulunda dinci, milliyetçi öğrenci grupları arasındaydım. Her hafta Cuma namazına gider, ramazanda oruç tutardım. Öğrenci arkadaşlarımla birlikte okul idaresinden izin alarak fizik laboratuvarını geçici mescit yaptırarak teravi namazlarını arkadaşlarımla birlikte kıldım.

      Okul mandolin birliğinde uzun yıllar Mozart'ı,  Brahms'ı ve tanınmış bestecilerin eserlerini çaldım.Müzik yüksek okuluna, ailemin ekonomik yapısının iyi olmaması nedeniyle gidemedim. Başarılı olduğum resim dersine de dalında olmayan bir öğretmenin dersimize girmesi, benim hedeflediğim "çok iyi" notunu vermemesi nedeniyle resim yüksek okuluna da gidemedim.

      Öğretmen olduktan sonra da durumum değişmedi. Yetmişli yıllarda rahmetli Necmeddin ERBAKAN'ın, "Önce ahlâk  ve maneviyat, Sanayide millî hamle." siyaseti hoşuma gitti. Sonra,Türk milliyetçilerinin bir öğretmen derneği olan "Ülkü-Bir"'e üye oldum.

      Kitapları çok sevdiğimden, öğretmenlik yaptığım Dedepınar Köyü'nde, bir oturma odasını, köy gençleriyle birlikte okuma odası yaparak gençliğe kitap sevgisi, okuma alışkanlığı vermeye  çalıştım. Bu arada bir kitapçıda bulduğum Hitler'in "Kavgam"'ını ve yasak kitaplardan olan Rıza NUR'un, "Hayat ve Hatıratım"'ını okudum; onlara hiç inanmadım.

      İlk düz yazım, öğretmen okulunun "Emre Gazetesi"'nde yayımlandı. Sırasıyla; Alaca Hitit, Millî Fikir, Mavi Kırlangıç Çocuk Dergisi, İslâmın İlk Emri Oku, Gerede'nin Sesi, Gerede Olay, Gerede Halkın Sesi,Bolu Üçtepe Gazetesi, Türk Edebiyatı Dergisi, Gerede Hayat, Gerede Esentepe Haber,Diyanet Dergisi, Diyanet Çocuk Dergisi, Somuncu Baba Dergisi gibi yayın organlarında şiir ve düz yazılar yazdım." Bıldır, Seni Anlıyorum Baba, Jet Hasan" adlı üç kitapçığım yayımlandı; basıma hazır ondan fazla çalışmam var.

      Anam Fatıma fahri köy ebesiydi; düğünlerde de def(tef) çalardı. Anamla birlikte o zamanın düğünlerine gider, def dinler, oyunları seyrederdim. Babamla da ormana gider, tarla işlerinde ona yardımcı olurdum. Çok sığır ve kaz çobanlığı yaptım.

      Zaman zaman, dinden uzak kalsam da din beni büyülüyor, kendine çekiyordu. Önce dini eserleri okumam gerektiğini zaman geçtikçe daha iyi anlıyordum. Gerçek Tarikatın dinde var olduğunu gördüm, inandım. Kubilay'ımızı şehit eden İngiliz Kültür Ajanlarına bağlı, sahte Nakşibendi Tarikatı'nın gerçek tarikatların yasaklanmasına neden olduğunu okudukça tarikatların yeniden irdelenmesini ve onlara gerçek yerlerinin gösterilmesini düşünüyorum. Topluma, dinin daha yumuşuk öğretilmesinde, insanları, cinleri, cinlerin ve şeytanların şerrinden korunmasında, kardeşliğin yaygınlaştırılmasında faydalı olacaklarına inanıyorum. Benim hayran olduğum  "Somuncu Baba Tarikatı" ve diğer gerçek Anadolu Tarikatlarının özgürleşmesi siyasetinin yanındayım.

      Anam Fatıma'nın üçüncü sırrıyım ( üçüncü oğluyum).  Babamın adı Yunus'tur. Yaşadığım Gerede'de, Türkiye'de birden çok adımı taşıyan olduğundan, yazılarımı okuyanların isteği üzerine bu yazımı yazdım."

Antalya, 9 Mart 2011 Yunus GÜLDEMİR     




  Güncel Haberler
 Yerel
 Hsarcıklıoğlu 14 Eylül'de Gerede TSO'da
 Gerede Ceza ve İnfaz Kurumları İçin Ödenek Çıktı.
  Köşe Yazarımız Ferhat Çetinoğlu’ndan Gerede FM ziyareti.
 Gerede Panayıra Hazırlanıyor
 "GELECEK"
 Yunus Güldemir Öğretmen Hakk’a yürüdü
 "Ömrümde Bir Gerede"
 Birliktelik ve Destek İçin
 ANILAR
 Kratya'nın Gülleri
 Grand Tepe Hotel Açıldı
 Güncel
  ŞEHİT, HARP VE VAZİFE MALULLERİNİN ÇOCUKLARINA EĞİTİM VE ÖĞRETİM YARDIMI
 İşimiz Bidat ve Hurafelere mi Kaldı?
 Geredeli hemşehrimiz İsmail ALPTEKİN Vakıfbank Yönetim Kurulu Başkanı oldu.
 Geredeli hemşehrimiz Yakup Evirgen Askeri Fabrikalar Genel Müdür Yardımcılığına atandı
 “Nizip’ten ABD’ye bir başarı hikâyesi” ulusal basında.
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net