28 Nisan 2017 Cuma
Üyelik




Sayaçlar
4.708.305 ziyaret.
98 aktif ziyaretçi.
Misafir MİKROFON

GEREDELİ İHH GÖNÜLLÜLERİNDEN AFRİKA’YA YARDIM ÇAĞRISI



Afrika'da bugün yaşanan kıtlık ve kuraklığın bir benzeri 1994 yılında yaşanmıştı. Afrikalıların açlığın pençesinde çaresizce bekleyişini Kevin Carter dünyaya bu fotoğrafla duyurmuştu. BM kampına ulaşıp bir lokma ekmek, bir damla su isteyen ve akbabanın kadrajına giren çocuğun sonu hâlâ meçhul. Fakat meçhul olmayan bir gerçek var, o da çocuğu orada bırakıp yoluna devam eden Carter'in kısa bir süre sonra bunalıma girip intihar ettiği. Siz gördüğünüz fotoğraf karşısında hangisini seçiyorsunuz? Yardım etmeyi mi, yoksa vicdanlarınızda intihar etmeyi mi?

 

                                                                                   BEKLEYEN AKBABA MI YOKSA BİZ MİYİZ?

 

                                                                           

 

 

GEREDELİ İHH GÖNÜLLÜLERİNDEN AFRİKA'YA YARDIM ÇAĞRISI

 

Geredeli İHH gönüllüleri adına bir açıklama yapan Hasan ÖZMEN, tüm duyarlı insanları Afrika'da kuraklık yüzünden açlıktan ölmekte olan insanlara yardıma çağırdı.

İşte bu mübarek ramazan gününde yüreklere dokunan ve insanın boğazında bir şeylerin düğümlenmesine sebep olan o açıklama:

"Afrikalı çocukların ölümünü bekleyen akbabalar!..

Serengeti'de göç zamanı geldiğinde "sonsuz ovalar"da toz bulutlarını birbirine katan hayvanlar yaşayabilmek için ölümüne bir yolculuğa çıkarlar. Güçlü olan hayatta kalır, güçsüz olan ise acıklı bir şekilde timsahlara, aslanlara, çakallara, sırtlanlara, akbabalara yem olur. Bu döngü, tabiatın kanunu olarak kanıksanır belgesellere konu olan vahşi kareler izlendiğinde...

Bugünlerde Afrika'nın Boynuzu'daki birçok ülkede yine bir göç, yine gökyüzünü kaplayan toz bulutları hâkim. Fakat bu defa yolcular farklı. Son 60 yılın en kurak ve kıtlık yılını yaşayan bölge insanı, daha önce hiç bir belgeselde izlenmeyen dramıyla yürekleri parçalıyor. "Kara talihli Afrika"nın çocukları âdeta cehennemi yaşıyor. Somali'den "umud"a yürüyen yüz binler, nüfusu 500 bini bulan Kenya'daki dünyanın en büyük mülteci kampı Dadaab'a ulaşmaya çabalıyor. (Somali, Kenya ve Etiyopya'daki kamplara yerleşenlerin sayısı 5 milyonu buluyor.)

Coğrafyayı birbirine katan toz bulutları gözlere çivi gibi çakılıyor. Yalın ayaklar âdeta ateş gibi yanan kumlara bata çıka ilerliyor. Anne sırtındaki çocukların açlıktan kemikleri sayılıyor, gözlerine sinekler üşüşüyor. Kendi açlığını, susuzluğunu unutan anneler; boncuk boncuk terleyen, ateş topu gibi yanan yavrularına dönüp dönüp "umud"u fısıldıyor.

Çocuklardan birinin adı Amina... Daha 3 yaşında... Tıpkı yaşadığı kıta gibi; bahtı kara, çapak bağlayan gözü kara... Bir de üstüne üstlük açlık ve susuzluğun buğusu sinmiş üzerine... Kelebekleri kovaladığı günlerin aksine, kaç aydır sinekler üşüşüyor başına. Çöle bir damla nûr yağsa, def edecek belki bütün uğursuzlukları...

Umuda çıkılan yol uzadıkça uzuyor. Açlığının kokusu, ölüm korkusunu bastırıyor. Kum fırtınasının önüne kattığı kalabalıklar arasından bebek feryatları yükseliyor. Sonra aniden bütün vadiyi ölümün sessizliği kaplıyor. Ayakta ve hayatta kalan dermansız dizlerin gölgesi insafsız çölden aman diliyor.

Amina, bütün umutsuzluklara rağmen umudun simgesi olabilmek için yürüyor. Annesi ve kardeşleriyle boş olan midelerini doyurmak, susuzluktan çatlayan dudaklarını kandırmak ve başlarını sokacakları bir barakaya kavuşmak istiyor. Fakat dayanamıyor, açlık ve susuzluk galebe çalıyor. Amina bitkin düşüyor ve yere yığılıyor. Annesinin kucağında, ağlama mecalinden yoksun son nefeslerini verirken bir şeyler mırıldıyor...

"Söyle dünya, insanların kaç kişi? / Kaçı sağır, kaçı kör, kaçı arsız, kaçı erkek, kaçı dişi? / Açlıktan ölmek kaldı mı be şimdi? / Söyle dünya, insanlık kimin işi?"

Anne oracıkta açtığı çukura biricik Amina'sını gömüp, arkasına baka baka, yüreği yana yana, kuruyan göz pınarlarından akmayan gözyaşlarıyla diğer çocukları için kaldığı yerden "umud"a hicret ediyor.

Bu coğrafyada her taraf Amina kokuyor; bir tümseğin altında, uçsuz bucaksız yol kenarlarında, akbaba ve sırtlanların ağızlarında... Dahası kara talihli Afrika'nın her karışında...

Hayatta kalmayı başarabilenler, uçsuz bucaksız ceset tarlalarının üzerinden seke seke ilerliyor. Bahtı kara analar ayakta kalan diğer çocuklarını avutarak, üzerlerine çevrilmiş namlu ve vahşi hayvanlardan sakınarak hiç durmadan yürüyor.

Belgeseller açlık ve kuraklık sonrası rahmete doyan, toprağı berekete hapseden damlacıklarla biter. Fakatsenaryo bu defa çok farklı... Rahmet Afrika'nın Boynuzu'na 3 yıldır yetişmiyor!.. Aminalar, Yusuflar, Fatmalar, Havvalar, Muhammedler, Hüseyinler açlık ve kıtlığın pençesinde inleyerek can veriyor. Sadece Somali'de 3 ay içerisinde 30 bin çocuk öldü, ölmeye de devam ediyor. Hâlâ nefes almaya devam edenler ise can pazarında birkaç yüz dolara gelin edilerek satılıyor!..

Göz göre göre bir nesil yok oluyor.

Sömürgecilikte krallığı kimseye bırakmayan emperyalistler, 1998 yılından beri "bitmek bilmeyen iç savaş"ı kangren gibi her tarafa yaydılar. Ardından bölgenin adım adım sürüklendiği felaketi gizleyerek "Somalili Korsanlar" filmiyle dünyanın gözünü boyadılar. Hele şükür!.. BM ve UNICEF'e ihale ettikleri "kıtlık alarmı"kriterlerine nihayet ulaştılar!..

Şimdi ise "yeşil dolarıyla devrim yapanlar", yaşanan trajediye anında müdahale etmek yerine, toplantı üzerine toplantı tertipleyip, timsah gözyaşları döküyor. "Arap Baharı" için bütün propaganda enstrümanlarını seferber eden, milyar dolarlık imkânlarını kullanan "akbabalar" açlığın pençesindeki "Afrika'nın Boynuzu"nu birbirine kırdırıyor. Kara kıta can çekişiyor, Hama'da, Deyr el-Zor'da Esad'ın fedaileri kardeş katliamı yapıyor. İnsanlık ölüyor, dünya seyrediyor!..

Ve hâlâ Somali'de 7.5, Kenya, Eritre, Sudan, Etiyopya, Uganda ve Cibuti'de 12 milyon insan hayata tutunabilmek için "imdat" çığlıklarına karşılık verecek vicdanları bekliyor.

Bir şeyler yapmalı... Yukarıdaki fotoğrafa bir daha, bir daha, bir daha bakarak iftarlar açılmalı... Aylardır orucunu bozamayan bu insanlara bir damla su, bir lokma ekmek, bir püskevit ulaştırabilmenin yolları aranmalı... Dünyanın her yerinden Afrika'nın Boynuzu'na yardım köprüleri kurulmalı... İnsanlık ölmedi, işte burada "hepimiz Afrikalıyız" diye haykırmalı... Elden bir şey gelmiyorsa, hiç değilse "dualara" iki damla gözyaşı katılmalı..."

 Hesap Numaraları

Bağış yaparken
Bağışınızın açıklama bölümüne bağış amacını (Genel, Zekat, Kurban vs.) ve varsa cep telefonu numaranızı yazdırınız. 
Türkiye'nin her yerinden 160 54 51 numaralı posta çeki hesabına havale yaptırabilirsiniz.

Tüm banka şubelerinden kurumsal tahsilat ile havale masrafı olmadan bağış yapabilirsiniz.

Vakfımızın vergi muafiyeti bulunmaktadır.

ZİRAAT BANKASI FATİH ŞUBESİ: 488

HESAP

HESAP NO

IBAN

TL

2124994-5007

TR660001000488021249945007

USD

2124994-5008

TR390001000488021249945008

EURO

2124994-5012

TR280001000488021249945012

 

 

Swift Kodu : TCZBTR2A

ALBARAKA FATİH ŞUBESİ: 15

HESAP

HESAP NO

IBAN

TL

287839-000009

TR160020300000287839000009

USD

287839-000002

TR110020300000287839000002

EURO

287839-000010

TR860020300000287839000010

TÜRKİYE FİNANS FATİH ŞUBESİ: 4

HESAP

HESAP NO

IBAN

TL

327930-1

TR240020600004003279300001

USD

327930-101

TR400020600004003279300101

EURO

327930-102

TR130020600004003279300102

Tel: 0212.631 21 21 www.ihh.org.tr

İftar yaz 3072'ye gönder 5 TL bağışla

 



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
Ülkem İçin EVET
Dr.Cihan AVAROĞLU
GÖZ YAŞI KANALI TIKANIKLIĞI
Kazım ÜNLÜOL
2. Amerika -5
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net