17 Ağustos 2017 Perşembe
Üyelik




Sayaçlar
4.902.150 ziyaret.
86 aktif ziyaretçi.
Misafir MİKROFON

Sağlığımız İçin Besin Kaynakları (Prof.Dr. S. Oktay Arslan)



Sağlıklı beslenmemizin temel ayağı, öncelikle, besin kaynaklarımızın sağlıklı oluşuna dayanır. Sağlıksız besin kaynağı da mı olur?  Ne yazık ki evet. Daha doğrusu, besin kaynaklarının, bizzat insanoğlunun gereksiz müdahaleleriyle sağlıksız duruma sokulması söz konusu.

Bugün artık dengeli beslenme tanımı, tek başına, beslenme politikalarımızı oluşturmaya yetmemektedir. Hâlbuki önceleri bu tanım nispeten yeterli gelmekteydi. Peki, ne oldu da yeni beslenme kavramları düşünülür oldu. Lafı uzatmayalım; modern ve çağdaş dünya hayatının doğurduğu gereksinimler ve zorunluluklar. Dengeli beslenme politikasına akıllı beslenme politikası da eklenmelidir: Dengeli beslenme + Akıllı beslenme. Dengeli beslenmeden çoğumuzun anladığımız kadarıyla kastedilen şudur: vücudumuzun ihtiyacı kadar karbonhidrat, protein, vitamin ve mineral miktarlarının besinlerle karşılanması. Öyleyse akıllı beslenme ne demek oluyor?

Son yüzyılda gıda katkıları aldı başını gitti. Ancak, bundan çok daha önemli ve sağlık riski oluşturan bir başka gıda sorunu var: Gıdalardaki kimyasal kirlilikler. Dünya ölçeğinde kanser olgularının yaygınlığında gıda kaynaklı olumsuzlukların boyutu, hafife alınacak düzeyden çok daha yüksek. Elbette, gıda kaynaklı kanser olgularının dışında gerçekleşen sağlık sorunları da var. Kız çocuklarının erken ergenliğe ulaşmaları gibi. Sorunların detaylı tanımlanması,  bir başka yazının konusu.

Ülkelerin gelecek nesillerini sağlıklı kılmalarındaki en önde gelen zorunlulukları, onlara sağlıklı gıda kaynaklarının teminini sağlamak ve bu yönde sağlıklı besin kaynağı politikaları oluşturmaktır.

Gıda katkı maddelerinin kabul edilebilir üst sınırlarına riayetin sağlanması,

Yetiştirme sırasında kullanılan her türlü kimyasalın izinli listesinde olması ve kullanım sınırlamalarına uyulmasının sağlanması,

Kesin olarak kanserojen listesine girmiş kimyasal yapıların gıdalardaki varlığı ciddiye alınmalı ve kontrollerin bilimsel yöntemlerle gerçekleştirilmesi.

Sayılan uygulamalara ilave olarak, ülke çapında toprak, hava ve su kaynaklarındaki kimyasal kirlilik durumu da önemsenmelidir. Toprak, hava ve sulardaki kimyasal kirlilikler nihai olarak besinlere uzanmaktadır.
Net olarak, Türkiye'de uygulanabilecek çok yeni, bilimsel geçerliliği ve hatta zorunluluğu olan bir teklif burada sunulmaktadır. Türkiye'nin; toprak, hava ve su kaynaklarının kimyasal kirlilik açısında temizlik ve kirlilik düzeylerini gösterir coğrafi haritası çıkartılır. Kimyasal kirlilik içermeyen coğrafi alanlar, kaliteli, doğal ve hatta organik tarım alanları olarak veya daha da iyisi kimyasal kirlilikten yoksun gıda kaynakları üretilebilecek tarım alanları olarak tescillenir. Buralarda üretilecek olan besin kaynaklarının parasal karşılığı zaman gelecek belki de ölçülemeyecek. Çok iyi biliyorum, her şeye rağmen Türkiye hala kimyasal kirlilik taşımayan geniş coğrafi alanlara sahip. Geç kalmamak gerek. Adeta dokunulamaz sit alanları gibi, bu alanlara kimyasal girişi tamamen yasaklanır ve engellenir. Zor mu? Hayır, kesinlikle hayır. Gerekli hukuki düzenlemeler yapılır. Çok olumlu bir sağlık kampanyasıyla, sigara aleyhtarlığında olduğu gibi, geniş toplum kesimlerinin hemfikirliği sağlanabilir. İşte sizlere, yeni nesiller için sağlıklı besin kaynağı sağlamanın en önemli çaresi. Ne dersiniz?

S. Oktay ARSLAN



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Dr.Cihan AVAROĞLU
PİKNİK ZAMANI
Kazım ÜNLÜOL
Kirlenmiş Ruhlar.
Ferhat ÇETİNOĞLU
"GELECEK" - Yunus GÜLDEMİR Anısına
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net