27 Haziran 2017 Salı
Üyelik




Sayaçlar
4.824.204 ziyaret.
56 aktif ziyaretçi.
Kazım ÜNLÜOL

Tenis sahası - Havuz ve Hayırlı Olsun Betontepe



Yıllarca önce, çocukluğumuzda şimdiki Esentepe mini futbol sahası çalı çırpı, dikenlerle kaplı bir alandı. Bir tarafta da tuvaletin fosseptik çukuru vardı . Tabi bu nedenle buraya girilmezdi. Ve ağaçlar vardı  çok sık olmasada . Beş altı çocuk bulabildikleri Gerede yapımı meşin topla kendi aralarında "girişip gol atmaca" oynarlardı köstebek yuvaları ile dolu zeminde.

Esentepe Güreşleri de havuzlu bahçenin batısındaki alanda basket sahasına yakın bölgede yapılırdı. Hatta Geredeliler ilk defa Selda'yı burada dinlemişti elinde gitarı ile. Yine Nevzat Güğer, Arif Sami Toker ve talebeleri de burada Türk Sanat müziği okumuşlardı.

Yine şimdiki Esentepe Kır Lokantası (ki o zamanlar lokanta yerinde ahşap tek katlı odalar vardı) arkasındaki tepenin batısındaki düzlükte son yapılan ve şiddetli yağmur ve dolu yağışı ile kesilen ve sonra bir daha hiç yapılmayan müzik, eğlence festivali de uzun yıllar kafalarında vucutlarında dolu izi kalanların hafızalarından silinmedi hiç.  Ne güzel Radyocu Mahir'in "Ben her gece sarhoşum, derdimden böyle" diye başlayıp devam eden şarkısından sonra Cafer abinin Arap oyununu,  profesyonel Silifke ekibini izlemiştik, Gerede imali buz gibi gazozlarımızı içerken. Sonra yurt çapında meşhur ses sanatçıları kulakların pasını silmişti ki dekolte giysili bayan şarkıcıların sahneye çıkmaları ile birlikte ne olduysa oldu. Birden doğudan gelen  yağmur bulutunu önceleri "şimdi geçer yaz yağmuru" diye kimseler önemsememişti. Ama öyle olmadı dev ağaç altlarına saklananlar tabir doğru ise tepeden tırnağa sudan çıkmış balığa döndüler. O afetten herkes nasibini almış ortalık bir anda mahşere dönmüştü.

 

Festivali organize edenlerden rahmetli Avukat Kemal Poyraz'ın yıllar sonra  Esentepe'de festival fikrinin konuşulduğu bir sohbette o tertipten sonra bir daha Esentepe'de festival yapılmadığını bunu dikkate almak lazım diyerek Esentepe havasının hiç belli olmadığını hatırlatması üzerine festival fikiri körelip gitmişti. Güreşlerin de bazen aynı akıbete uğradığı yaşayanlarca bilinir.

 

Daha sonraki yıllarda Gerede kabuğunu kırmaya başladığında motorlu araçların çoğalmasıyla Esentepe'ye olan ilgi de arttı. Eskiden ellerde sepetlerle bakır ibriklerle yaya tırmanılarak çıkılan patika  yolların  yerini kamyonet ve otomobillerin asfalt kaplama yolu aldı ve Esentepe'ye bir akındır başladı. Esentepe piknik kültürünü iyi bilen Geredeliler biraz da Ramazan Dede ulviyeti ile Esentepe'yi kirletmemeye, tahrip etmemeye özen göstermeye devam ettiler ama ne zamana kadar?

 

Sonra bu süreçte tuvaletler, mini futbol sahası düzenlendi. Önce doğu batı istikametinde konumlandırılan sahanın  kuzey doğu kısmı kenarında bulunan bir iki yaşlı  ağaç,( ki oyun  esnasında oyuncular bu ağaçları da çalımlıyor veya duvar pası alıyorlardı) istemeden de olsa kesilmek zorunda kaldı, saha içi tesviye edilerek yeniden kesme tabii çimle çimlendi. Saha etrafı tel örgü ile çevrildi. Tiribünler yerleştirildi. Esentepe batı orta kısmında bulunan eskiden toprak olan voleybol sahası zemini  betonla kaplanarak etrafı telle çevrili basket ve voleybol sahaları oluşturuldu. kayak için İbük Gügük tepesine tırmanma lifti ve pisti  yapıldı. Mini futbol sahası kısa sürede cazibe merkezi oldu tabi. Ama  kalitesiz beton zeminli basket ve voleybol sahasında bir iki çocuk toplarını zıplattılar sadece.

 

Esentepe ister istemez bütün bunlara katlanırken  mini futbol sahası kuzeyindeki tabii yamaç  tiribünün betonlaştırılması ile kahroldu. Yeşil yapı çirkin beton grisi ile kaplandı. Bu planı yapan belki böyle düşünmedi, belki beton üzerini görünümü bozmayacak bir şekle sokacaktı, ama malumdur bizde bir iş yarım bırakıldı mı ortaya bir deli çıkıncaya kadar düzeltilmez. Yine Esentepe iç yolunun tabii çimli bir yaya gezinti parkuru olması, hatta Otel önündeki alandan iç kısma motorlu araç sokulmaması gerekirken buranın asfaltla kaplanarak ralli alanına dönüştürülmesi Esentepe'nin hiç affetmeyeceği bir oluşumdu

Esentepe'de bulunan kayak evi de yıllarca önce yanmıştı. Ama nedense burası yeniden yapılmadı. Bir çok başarılı kayakçımızın yetişip yurt çapındaki müsabakalara katıldığı kayak takımımızla birlikte Gerede'ye çok uygun  olan kayak sporu da o yıllarda karlar gibi eriyip gitti.

 

Mini sahada nice yağlı pehlivan güreşleri yapıldı, Ordulu Mustafa'lar, Arap Mustafa'lar, Adapazarlı Sezai'ler, Saffet Kaya'lar, Durali'ler, Baki Sudakap'lar hatta Deli Hasan ve dünya güzeli Kel Hüseyin'ler güreş severlere heyecanlı, neşeli dakikalar yaşattılar. Nice futbol turnuvaları düzenlendi genç kabiliyetler yetişsin diye bu da fazla verimli olmadı nedense. Ama spora gönül vermiş orta yaşlılar ve yaşlılar gençlere inat ikinci baharlarının mutluluklarını yaşadılar burada. İlkokullar turnuvalarında aileler çocuklarının oyunlarını piknikler yaparak seyrettiler, gururlandılar, alkışladılar. Televizyonlara konu oldu, haber oldu bu etkinlikler ve her etkinlikten sonra dağlarca çöp görevlilerce temizlenerek Esentepe temiz tutuldu, tabii yapıda olumsuzluklar oluşmasına izin verilmedi. Yeşil yapı varlığını ısrarla devam ettirdi. Zamanla Esentepe, Futbol takımlarının tatilcilerin kamp alanı oluverdi. Dolup taşmaya başladı Gerede belki bu sosyal aktivitelerle sosyal  gelişmede birazcık olsun olumlu ivme kazandı.

 

Esentepe'deki bu değişikler yanında  ilçe merkezinde de  yeni tesisler oluştu. Şehir stadyumu yeniden yapıldı çimlendi, tiribünler yapıldı, Yapılan kapalı spor salonunda Geredespor Basket takımı Türkiye'ye uzun bir süre Gerede adını duyurdu. Voleybol turnuvaları seyircilere heyecanlı dakikalar yaşattı. Panayır mevkiine yeni bir saha yapıldı, Binektaşı mevkiine yapılan Halı Saha Tesisleri uzun süre Gerede'li futbol severlerin faydalandığı en önemli olguydu. Esentepe batısındaki alan değerlendirildi yeni bir nizami futbol sahası oluşturuldu. Daha önce Kırklar mevkiine yapılmaya çalışılan saha ise yasal engellere takılmıştı. Bu nedenle bu aktiviteler Arkut'a  çıkamadı ama onun yerine Arkut Dağı Uluslar Arası Kayak Müsabakaları Gerede'de kış sporlarını uyardı bir anda. Kış sporları için yurt dışından sporcular hatta diplomatlar Gerede'ye gelir oldu. Ama nedense yapılan bir çok kış sporu etkinliğini Gerede'liler zor duydular. Mahalli ilanlar yetersiz kaldı, ilgilenen bir iki mahalli basının çabası da yetmedi. Bir tarihi fırsat ta Valilik tarafından organize edilen ulusal ve yerel basın mensuplarının katıldığı Foto Safari sonrasında alınması gereken tedbirlerin alınmasında belki bürokratik engeller nedeniyle çok yavaş davranılarak kaçırılma safhasına geldi. Yapılması gereken konaklama merkezleri oluşturulamadı. Burada, bu konuda organizasyonların gerçekleştirilmesinde, ekipman ve hizmet katkıları için Esentepe otel'e teşekkür etmek gerekiyor. Umarım Arkut belki de ilerde tabii yapıyı bozmadan yapılması planlanan tesisler sayesinde marka olacak.

 

Sonra Esentepe Gerede'lilerin olmaktan çıktı, önce yakın çevre insanlarının sonra Ankara ötesinin hatta Erzurum'luların ayak altı piknik alanına dönüştü. Hoş geldiler, sefalar getirdiler. En tabi hakları onların. Esentepe bizim şahsi bahçemiz değilki. Lakin bir çokları eğlenirken, oynarken, dinlenirken bu asırlık çamların altındaki çimlerin nasıl olup ta bu günlere kadar neden hiç yok olmadığını düşünemediler. Esentepe'yi korumada Esentepe piknik kültürünü yaşayan Gerede'liler kalabalıktan sıkılıp dağlara Arkut yaylalarına gittikleri için de onların piknik esnasında ve piknik sonrasında çevreyi nasıl temizlediklerini çoğu kez görmediler. Sadece Ramazan Dede mezarı  ve Camii etrafı biraz temiz kaldı. Tanrı, sanki insanlara temizliği sadece cami ve etrafı için emretmişti, onlar da camiye girerken başını örten turistler gibi orayı temiz tutmuşları.

Gerkav ve Belediye işbirliği ile gerçekleştirilen Esentepe'yi koruma projesi devreye girip gerçekleştirildiğinde kısa da olsa bir nefes alma imkanı oldu Esentepe'de. Ama o da proje mimarı Murat  Doğanay'ın çabalarına rağmen, belki de bazılarının gelen tehlikeyi laf olsun diye görmüş gibi görünüp, sadece göstermelik bir faaliyet olarak algılamaları ile tabir doğru ise teğet geçti. Buna da şükür. Belki bir çok genç dimağda "bir şeyler olmalı" fikirleri oluşmuştur.  

 

Şimdi konu "Tenis Kortu"

Bu sporu bilen bilmeyen, seyreden seyretmeyen herkesi ilgilendiren bir konu tabii ki. Biz Basket takımımızın yaptığı ilk maçlar esnasında, seyircimizin  topu  potaya sokan basketçiyi alkışlarken gool diye tezahürat ettiklerini unutmadık daha. Voleybol maçlarında 5. set  oynanırken hatalı atılan servisin atan aleyhine  sayı olarak yazılması üzerine sahaya inerek  hakeme "Ne yapıyorsun, kör müsün?" diye bilgisi dahilinde haklı itiraz edişlerini, İlk futbol turnuvalarında saha dışından saat soranlara saatine bakarak cevap veren hakemleri bile gördük. Hiç kimse anasından spor bilgileri ile doğmaz tabi. Söylemek istediğim bu sporu hiç yapmayacak olanların bile konuşma haklarının olduğudur. Yukarda yazdıklarıma bakacak olursak sporla birlikte, spor tesisleri ile birlikte nelerin de Gerede'ye geldiğini görebiliriz.  Mesele yapılması düşünülen tesisin verimli olup olmayacağıdır. Futbol sahası çok büyüktür sahada 22  kişi oynar, saha dışında bazen beş bin kişi izler. Boks ve güreşi  sporunu 2 kişi yapar bütün kapalı saha seyircisi onları izler, basketçileri ve voleybolcuları da izleyenlerin sayısı oldukça fazladır. Bu sporları yapanlarda artık sayılamayacak kadar çoktur ve bu etkinliklerin Gerede esnafına, halkına kazandırdıkları da onlarla birliktedir.

 

Açık tenis tesisi ise bize henüz çok yeni bir kavramdır. Her ne kadar TV lerde bazılarımız izlemiş ve  bazı tenis sporcularının isimlerine aşina olmuşsak ta pek bilmeyiz bu sporu.

Ama öğrenemez de değiliz tabi. Yani  açık havada yapılan bu spor kendine ne kadar yer edinebilir, kaç sporcu yetişir, ne kadar seyirci seyreder, Gerede'ye ne kadar faydası olur? zaman gösterir. Bizi ilgilendiren bence mahalli bir gazetemizin yazarının  talihsiz yorumu değildir. Yani bizi bu sporu yapanların iç çamaşır rengi ilgilendirmez. Siz neyi görmek istiyorsanız ona bakarsınız. Ameller niyetlere paraleldir. Gerede'de molla olup, İstanbul'da gece kulubü  kapatmak buna dahildir.

 

Böyle bir tesis yapılacaksa en yakın yerdeki örneğe bir göz atmak lazım. Fazla uzak değil Bolu Karaçayır'daki tenis kortunu izleyin göreceksiniz ne olduğunu. 120.000 nüfuslu bir ilde bu sporla ilgilenenlerin sayısı nüfusa oranla çok düşüktür tabi ki. Ama bu da bir spordur ve insanların buna da hakları var. Gün gelir belki  Gerede uluslar arası konuklarını bu sayede ağırlar bilinmez.

 

Kort yapılsın tabi, artık korumada sıfır çektiğimiz Esentepe'ye de şehir içine de. Meclisler ne karar verir ve bu kararı verecek olanlardan kaçını bu konu ilgilendirir orası bilinmez.

Bir de yüzme havuz var. Tam isabet. Günümüz teknolojisi ile Gerede'de yaz boyunca, kapalı olacaksa güneş görmeyeceği için ısıtarak yüzme havuzu olarak,  kışında ısıtamayınca buz pateni olarak kullanırız. Şaka söylemiyorum. Abartmıyorum da.  Yok yok şaka söylüyorum. Varsa böyle bir ihtiyaç o da yapılsın bir an önce. Tabi tekniğine uygun olarak, ısıtmaya uygun olarak.Yoksa sadece "Su akar deli bakar." misali seyrederiz havuzu.

 

Şimdi gelelim bizim şirinler şirini Esentepe Marmara havuzlu bahçemize.

 

Bildiğiniz gibi geçen yıl bu bahçedeki bina yıkılmıştı ve yerine Esentepe tabii yapısına uygun ahşap bir bina yapıldı, yine bahçe içindeki ahşap localar, rahat masa sandalyeler insanlar için iyi düşünülmüş. Bunlar çok güzel. Ama öyle bir şey var ki, bence hiç yakışmamış. Mini Marmara havuzu üzerinde ahşap kaplamalı çelik bir köprü yapılmış. Ama sanırım bu köprüyü planlayanlar bu kadar kaba saba bir köprüyü Dayıoğlu deresinde Esentepe ile Kavacığın Düz arasına yapsalardı belki vadiyi kestirmeden geçeceklerin dualarını  kazanırlardı.

 

Köprü fikri, estetik görüntü ve gezinti için belki güzel bir fikir. Belki daha zarif veya bu kadar yüksek olmayan bir köprü göze hoş gelebilirdi. Ama buradaki asıl konu Marmara denizinin bire bir kopyası olan mini Marmara havuzuyla ilişkisinin ne olduğu?  Burada gözlerin görmesi gereken havuz mu, köprü mü? Sanırım İstanbul boğazına 3. köprü yapılmadan bizimkiler erken davranıp mini Marmara denizine köprü kurmuşlar. Şayet açılışı yapılırsa  açılış yapacaklarla birlikte köprüyü yapanlar umarım bunu nemli bir havaya denk getirmezler. Köprüye tırmanmak çok zor değil, ama inmek!  İnşallah açılışı yaptıktan sonra hep birlikte kayıp cumburlop havuza yuvarlanmaz protokol. Aman anne babalar çocuğunuzu tek başına köprüye çıkartmayın.

 

Bir de, "Hiçbir yerde üstü çam ağacı altı çim olan böyle bir yer görmedim." diyen rahmetli Barış Manço iyi ki bu son Esentepe'yi görmedi. Çamların altında çimlerin nasıl kanser olup yok olduğunu, Havuzlu bahçenin nasıl olup ta taş yığını yollarla kaplandığını doğal yapısının nasıl heder edildiğini, yumuşacık Esentepe çimlerinin hoyratça nasıl ezildiğini görmedi şükürler olsun. Sanırım bu planlamaya izin verenler Esentepe mini futbol sahası beton tirübünleri ile hızlarını alamayanlar olmalı. Yapmayın burayı da betonlaştırarak Gerede'ye benzetmeye hakkınız yok. Bırakın Esentepe'miz yeşil kalsın, daha fazla ilişmeyin. Gidin Başka tepeleri çökertin.

 



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
KADIN VE HAYAT
Dr.Cihan AVAROĞLU
ŞEKER BAYRAMI
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net