16 Kasım 2018 Cuma
Üyelik




Sayaçlar
5.765.614 ziyaret.
48 aktif ziyaretçi.
Kazım ÜNLÜOL

Tasarruf



Tasarruf

Hayat standardımız paralelinde israf ettiğimiz ve bilhassa çoğu dışa bağımlı tüketimimizle, sanırım grafiğin üst noktalarına ulaşmışızdır. Oluşturduğumuz gereksizler deposu daha çok isteme ruh halimizi frenleyemiyor ve israf kervanını oluşturarak milli kaynaklarımızı plansız tüketerek, dışa bağımlılığımızı artırmaya devam ediyor, sonra da dövize bağlı ticareti bir şekilde önlemeye çalışıyoruz.  Her zaman olduğu gibi milli varlığımızın devamı için memleket için elbirliği yapmak görevimiz. Son aylarda bununla ilgili haberleri izliyoruz. Yöneticilerimiz kamuda bir dizi tasarruf tedbiri planını devreye soktular. Umarım sözler kısa sürede icraata döner, memleket için iyi sonuç alınır, alınan tedbirler sözde kalmaz.

Konuyla ilgili bir paylaşımı aktarıyor ve tasarrufun neresindeyiz diye düşünmek istiyorum.

"Babaannem pirinç ayıklıyordu. Bir tane yere düştü. Babaannem eğildi aramaya başladı. Sağa bakıyor sola bakıyor bulmaya çalışıyor.... Çocukluk işte 'Aman babaanne' dedim. 'Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya yorulmaya değer mi?'

Rahmetli ilk defa öfkeyle doğruldu, sert bir bakışla bana;

'Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun ' dedi. 'Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru alın teri emeği çilesi var biliyor musun?' demişti.

Aradan yıllar geçti. Hukuk Fakültesinde öğrenciyim.
Alain'in Proposları'nı okurken birden babaannemi hatırladım. Alain 'Bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa bütün uygarlığa karşı ihanet etmiş olur' diyordu. İlave ediyordu. 'Bir iğnenin üretiminde binlerce insanın alın teri göz nuru el emeği vardır.'

On dokuz yıl önce Stockholm'de bir otelde sabahleyin traş olmak için lavaboya gittiğimde aynanın yanında ilginç bir not gördüm. 'Lütfen jiletinizi çöpe atmayın. Yandaki kutuya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa İsveç çelik sanayisine yardımcı olun.' Doğrusu hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde 'İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı. İşte o ülke kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor gelen turistlere rica yollu uyarıda bulunuyordu.

İsviçre'de belli aralıklarda radyolar televizyonlar bir haberi duyurur.

'Şu tarihte şu saatte adamlarımız gelecek. Lütfen hazırlığınızı yapın. Okumadığınız ilgilenmediğiniz kullanmadığınız ne kadar kitap dergi gazete, kâğıt ambalaj kutu varsa, bir ilaç prospektüsü dahi olsa kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun. Fazla ağaç ziyanına engel olun.'

Japonlara göre evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar ruhen tekâmül edememiş hayatın manasını anlayamamış zavallı kimselerdir. Bir insanın gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.

Vaktiyle Japon ekonomisi bir darboğazdan geçiyor. İç borçlar dış borçlar gırtlağı aşıyor. Zamanın başbakanı meclisi toplar. Kürsüye çıkar. Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve 'Şu andan itibaren Tanrı şahidim olsun ki Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar ödenmeden pirinçten başka bir şey yemeyeceğim. Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.'der.

Bu durum toplumun bütün kesimlerini tek istisna olmadan kapsamış ve o yıllarda Japonya ekonomisi düzelmiştir."

Bu yıl 29 Ekim'de Cumhuriyetimizin kuruluşunun 95. kuruluş yılı kutlandı. Yine dünyanın en büyük havaalanı olan İstanbul'un açılışı da aynı gün gerçekleştirildi. Muasır medeniyetleri geçmek sadece sevgiyi ifade etmekle, sözlerle değil, çalışmakla oluyor, bu açıdan bu eser de bunun güzel örneği. 

Açılışta yapılan konuşmalarda su kaynaklarının korunduğu, birçok maddi kaynağın yüzde kırk oranında tasarruflu olarak kullanıldığı ve işletme esnasında da bu korumanın devam edeceği açıklamalarını dinledim. Tabii ki hayat zincirinin hiçbir halkasının kopmasına imkân verilmemeli, hiçbir maddi kaynağımız, insan emeğimiz israf edilmemelidir.

Devletimizin milletimizle nice 95 yıllara huzurla ulaşmasını dilerken, İstanbul hava alanının memleketimize insanlığa hayırlı olmasını temenni ederim.

 

31 Ekim 2018

 



DİĞER MAKALELER
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
Milli Mücadele
Misafir MİKROFON
ÖMRÜMDE BİR GEREDE
Dr.Cihan AVAROĞLU
KARDEŞ REKABETİ İLE BAŞA ÇIKMAK
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net