28 Mart 2017 Salı
Üyelik




Sayaçlar
4.633.178 ziyaret.
26 aktif ziyaretçi.
Kazım ÜNLÜOL

İHTİLAL - DEVRİM- DARBECİYİ DEVİREN DEVRİM -2-



Yıl 1980

Doğum sancıları

Bir 12 Eylül günü ordu yine yönetime el koydu. TV ve radyodan yapılan ilanla birlikte Hasan Mutlucan kahramanlık türküleri ve marşları çalınmaya başladı. Bu eskilerin dilinde İhtilal olmakla beraber yeni adıyla devrimdi. 1960'te ihtilalcinin adı Milli Birlik Komitesi idi bu kez isim Milli Güvenlik Konseyi olmuştu.

Gerekçe yine 1960'ın benzeri idi.  Halk içinde anarşi oluştuğu ve yöneticilerin de buna çözüm bulamadıkları gerekçesiyle yönetime el koyduklarını ve ilerde yeniden parlamenter rejime geçileceği de belirtilmişlerdi. 

Çok ilginç ki 1970'den 1980 12 Eylül'üne kadar birbirine düşman gösterilen halk birden bire her şeyi kabul edip, sanki hiçbir şey olmamış gibi susmuş, tüm anarşi bir anda kesilivermişti. Bu nasıl bir eldi ki beklemiş, beklemiş, milletin birbirine silah sıkmasını seyretmiş sonra birden her şeyi süt liman edivermişti.

Sonra 1982 Anayasası hazırlatılmış ve yüzde doksan ikiye yakın kabul görmüştü.  Bu anayasaya evet demeyenler de açıkça kınanmıştı.  Hâlbuki her şey göründüğü gibi değildi. 

12 Eylül'le birlikte zindanlarda yüzlerce vatan evladı işkencelerle eritilip yok edildi. Devrimi Sağ veya sol için yapmadıklarını söyleyen konsey başkanı " bir sağdan bir soldan" asarak dengeyi sağladıklarını belirtecek kadar milletin zekâ varlığını yok saymıştı.

Lakin mutlak doğru zamanla gerçekleri yine ortaya çıkaracaktı. İletişimle dünyayı tanımaya başlayan vatanseverler birlik ve beraberlikle yeniden imara koyuldular. Devrim çarklarının dişlileri arasından,  Türkiye düşmanlarının isteği dışında onlar için hatalı imalatlar ortaya çıkıyordu. Haklar düzenlenmeye, demokrasi fidanının yeniden yeşermesi sağlanmaya çalışılıyordu. Özgürlük kesintileri kabul görmüyordu. 1980 ihtilalinin parlamenter sistemi, demokrasiyi sekteye uğrattığı fikri tartışılıp geniş kitlelerde kabul görmeye başladı.

Gelişen süreç içinde 2010 yılı referandumu sonrasında 2012'de itibaren Türkiye Cumhuriyeti demokrasini sekteye uğratan "netekim" ve konseyinin cezalandırılması için mahkemeler kuruldu.  Milletin vicdanında suçlu bulunanlar Yüce Türk Adaleti önünde de hesap vermeye çağırıldı.

Artık söz hakkı milletindi, çözüm milletti. Cumhuriyeti oluşturan cumhur gerçek demokrasinin tanzimi için elbirliği yapacaktı. Seçmenin ne olduğu, seçilmenin ne olduğunu haklarının ne olduğunu öğrenen millet,  geçmişin karanlıklarına bir daha dönmemek için her şeyi yapabilecek hür düşünceyi sahiplenmişti.  

Memleket bu ahval içinde gidecek miydi? Yoksa yine birileri veya orta çağ zihniyetinin kalıntıları memleketteki bu iyiye yönelmeyi engelleyecek hain planlarına gizlice devam etmekte miydiler? Günler bizlere ne gösterecekti?

Devam edecek…



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
Ülkem İçin EVET
Dr.Cihan AVAROĞLU
BEBEĞİNİZ İÇİN HANGİ TEMİZLİK ÜRÜNLERİ GÜVENLİ?
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net