26 Nisan 2017 Çarşamba
Üyelik




Sayaçlar
4.702.857 ziyaret.
59 aktif ziyaretçi.
Kazım ÜNLÜOL

40 Günde Amerika -3-



Bir koridordan geçip, valizlerimizi almak için bagaj teslim bantlarına gidiyoruz. Bir bantın önünde bir süre bekliyoruz. Bizimkiler bir türlü çıkmıyor. Sanırım art arda gelen lisan darbeleriyle beynim donmuş olmalı, arayan gözlerle bantlara bakarken bagaj kartlarımızdaki bant numarasına bakmak aklıma gelmezken eşim karttaki numaraya bakmayı hatırlatıyor. Bakıyorum ama 6 numaralı bantı ters tarafta aramaya başlıyorum. Eşim yine yetişiyor "Görevliye  sorsana" diyor. Erkek inadı bu ya sormayıp illa kendim bulacam, ama çaresiz kalıyor ve bir görevliye harika İngilizcemle döktürüp soruyorum. Hayret hemen anlıyor ve yerini gösteriyor. (Aslında çaktırmadan karttaki bagaj bant numarasını görevliye gösterdim.) Nihayet valizlerimizi aldık, çıkış noktasında uçakta doldurduğum bilgilendirme formunu veriyorum, görevli sorun çıkarmadan geçmemizi işaret ediyor ve binanın çıkış kapısından bekleme salonuna geçiyoruz.

Mustafa bizi karşılayacaktı ama ortalıkta görünmüyor. Telefonla arıyorum cevap yok. Yoksa yanlış durak ta mı indik!  Kısa süre sonra koşarak gelip elimize sarılıyor sevinçle kucaklaşıyoruz.  Allah'a şükür artık dil ve mekân rehberimizle de birlikteyiz, kim ne sorarsa sorsun korkum yok.  Bizi beklerken arabasında uyumuş. İyi yapmış, çünkü Chicago'dan Cleveland'a altı saatlik kara yolculuğumuz olduğunu söylemişti. Vakit artık karanlığındı yollar bizim.

Kilometreleri 70-80 mil hızla (Burada ölçü Mil, Bir kara mili 1606 km imiş.) yutarak yola devam eden aracımızda Mustafa'ya "Yorulur, uykun gelirse ben devam edebilirim diyorum", ama bir süre sonra yorgunluk ve uykusuzluktan benim gözlerim kapanıyor, yarı uykulu hale geçiyorum. Yolun yarısı imiş bir dinlenme yerinde kısa süre moladan sonra devam ediyoruz.

Uykulu yorgun gözlerle izlediğim üç ila beş şeritli bölünmüş yollardaki çizgiler karanlığın içinde rehberliğe devam ederken Mustafa zaman zaman yol kenarlarında, aralıklarla çok miktarda Rakun  ve birkaç Geyik ölüsünü işaret ediyor. Garibime gidiyor tabi, bu kadar çok hayvanın yollarda ne işi var. Bir iki yıla kadar Gerede Bolu arasında giderken domuz ölüleri görürdük, şimdi yok denecek kadar azaldı. Sebebi avcılar olmalı. Bizim avcılar burada olsaydı Geyik ölülerini görmez miydik acaba diye düşündüm.

Altı saatlik bir yolculuktan sonra Cumartesi günü saat 02.00 gibi Cleveland'a giriyoruz. Oto yolun da içinden geçtiği şehrin geniş yollarında trafik oldukça sakin görünüyor.

Bir site içinde buluna evin kapısında kızım bizi karşılayıp kucaklıyor. Bir süre hasret giderdikten sonra yorgunluğun verdiği uyuşuklukla uyuyoruz.  (İkinci günden itibaren gece yarısından bir iki saat sonra sanki gündüzmüş gibi uyanmaya başladım. Buna jetlak deniyormuş. Biyolojik saatim şaşırdığı için birkaç gün böyle olmuştum.)

Sabah kahvaltıdan sonra yine hasret giderme sohbetimiz devam ediyor. O gün öğlene kadar evde dinlenip, konuşarak oyalanırken, öğleden sonra çevreyi görmek için dışarı çıkmayı planlıyoruz. 

Devam edecek.



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
Ülkem İçin EVET
Dr.Cihan AVAROĞLU
GÖZ YAŞI KANALI TIKANIKLIĞI
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net