17 Aralık 2017 Pazar
Üyelik




Sayaçlar
5.095.596 ziyaret.
51 aktif ziyaretçi.
Yunus Baki KOÇAK

Çoğullu Köyüne Gelen İlk Öğretmen - 3



Memleketi kâfirlerden kurtaran Osmanlı paşaları; zabitler de Osmanlının rahle-i tedrisinde yetişenlerdir. Halkımız da bunlarla beraber elinden geleni ardına koymadı. Yemen'den Kafkasya'ya, Trablus'tan Balkanlara Memalik-i Osmaniye'nin dört bir tarafında, çöllerde, dağlarda; İngilizlerle, Frenklerle, Rumlarla, Ruslarla, Ermenilerle harp etti, büyük muvaffakiyetler elde etti. Osmanlıyı, Bu paşalar değil; harp etmeyen, köşklerinde yalılarında oturup, hak etmeden, sarayın lütfuyla elde ettikleri mevkiinden olmak endişesi içinde Padişahımız Efendimizi yalan dolanla kandıran sahte paşalar yıktı. 5-6 sene evvel, Bolşevik Milliciler geliyor, din elden gidiyor, camilerimizi yerle yeksan edecekler şeklinde, çıkarttıkları dedikodulara kanıp, bir kısmımız kıyam etmedik mi? Allaha şükürler olsun ki camilerimizdeyiz, ibadetimizi yapıyoruz. Nerelere kayboldular; bizi, 'Geliyor' diye korkuttukları Bolşevikler? İmparatorluklar da âdemoğlu gibidir, doğar, neşvünema bulur ve günün birinde yokluğa gark olur gider. İşte vatanımız; elbirliğiyle, dinimizin rehberliğinde, şehitlerimizin ruhlarını muazzep kılmamak için, çoluğumuzu çocuğumuzu fakr-ü zaruret içine düşürmeden, Allah göstermesin gayrı Müslimlere el avuç açmadan yaşatmak için dirilelim, dinimizin emrettiği gibi önce cehaleti kaldıralım, fukaralığa karşı mücadele verelim.[1]  

Kadınların da bulunduğu camide, sözü kadınlara getirerek; Nisa Suresinden ayetler okuyup "Allah'a şükürler olsun ki, memleketin idaresini ellerinde tutan cumhuriyetçiler de kadına lazım gelen kıymeti veriyor. Kadınların cahilliği devam ederse memleketin inkişaf etmeyeceği malumdur. Kur'an-ı Kerimi, ilim yollarını, amma velakin evvela okuma yazmayı öğrenmek lazımdır. Çocuklarımızı mektebe göndermezsek, sadece çocuklarımız değil, ahfadımız (torunlarımız) da zulmete (karanlığa) gömülecek, cehaletten kurtulamayacaklar.[2]  

Derin bir sessizliğe bürünmüştü cemaat. Başlarını önlerine eğmiş düşünüyorlardı. Gerede'nin bilmişlerinden ve Urnib tekkesinde de bir süre duran Yörük Hamza: "Şıh Efendi, iyi güzel anlattınız da, sizin cami nerede, tekke ne oldu şimdi? Bolşevikler böyle girmez mi içimize? Cemaatle tartışma durumuna düşmemek için, bir süre susup, gözlerini cemaatin üzerinde sıra sıra dolaştırdı ve ağır bir ses tonuyla: "Hamza efendi oğlumuzun muttali olduğu gibi, camimiz zelzelede büyük hasar gördü ve daha sonra da tamiratı mümkün olmadığı için yıkıldı ama tekkemizi faaliyetten Ankara hükümeti menetti. Şimdi artık Urnib Tekkesi yok. Ümmi Kemal Tekkesi de yok. Köylerinizde hiç medrese şahadetnameli kimse var mı? İlim yolunu açmak böyle mi olur? İşte mektep köyünüzde! Elif'i, b'yi, c'yi elifba'yı, aynı zamanda kelamı, hesabı öğreneceksiniz. Kur'an-ı Kerimi sahife sahife okuyacaksınız. Evet!.  Tekkenin kapısına kilit vuruldu. O kapatılan tekkelerden birinin sıhı bendim. Cami Beytullah'tır. Hepimiz oraya gidip beş vakit ibadet etmeliyiz. Tekkeyi ziyaret etme mecburiyetimiz hiç yoktur; ne farz ne de sünnettir. Tekke benim evimdi, müritler benim müritlerimdi. Şıhlık atalarımızdan tevarüt (arka arkaya intikal) ederek geldi bana. Tekke varken bir de cami yaptık yanına. Tekkesiz olur, camisiz olmaz. İşte Çoğullunun camisindeyiz. Ben, Şıh Mustafa Sabri. Başımda sarığım, sırtımda cübbem namaz kıldık, nasihat ediyorum size; karışan var mı? Herkes serbestçe ibadetini yapabiliyor mu? Serbestçe ibadet yapılan bir memlekette Bolşeviklikten dem vurmak abestir."[3]  

Kaymakam Beyin görevlendirdiği Saadettin Efendi vaazdan sonra: "Kaymakam Beyin hürmetleri var. Vaazınızı kendisine aynen nakledeceğim; memnun kalacaklar." dedi.[4]  

Muhtar 40 kadar çocuk var demişti ama okula 16 çocuk geldi, babamın Gerede'den getirdiği hasırın üzerine oturdular. Kızlarını (okula) göndermiyorlardı. Mayıs sonlarına doğru yakın köylerden gelenlerle birlikte yirmibeşi bulmuştu sayıları. İçlerinde yine kız çocuğu yoktu.[5]  

Kaymakam, dedemi o vaazından sonra her defasında soruyor ve iltifat ediyordu.[6]



[1] Sayfa 114.           

[2] Sayfa 115..               

[3] Sayfa 116.        

[4] Sayfa 117.

[5] Sayfa 117.  

[6] Sayfa 118.



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Ferhat ÇETİNOĞLU
SAMİMİYET
Kazım ÜNLÜOL
"Gidilecek yol ne kadar uzak olabilir ki?" (H.İ.M.)
Dr.Cihan AVAROĞLU
ENFEKSİYONLARDA ANTİBİYOTİKLER İLK TERCİH Mİ?
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net