28 Mart 2017 Salı
Üyelik




Sayaçlar
4.631.905 ziyaret.
63 aktif ziyaretçi.
Yunus Baki KOÇAK

Çoğullu Köyüne Gelen İlk Öğretmen - 2



(Bedrettin, Çoğullu Köyü'ne öğretmen olarak geldiğinde köyde okul yoktu. Okul için kaymakam, muhtar ve öğretmen bir araya gelirler.) Muhtar ve babam (Çoğullu'da) kaymakam Mithat Kemali, elleri göbeklerinin üstünde ve başları eğik dinledi. Ama kaymakam bastırıyordu: "mektep meselesini nasıl halledeceksin?" Muhtar: "Caminin avlusuna bir yer yaparız. Avlumuz müsaittir. Köyün malı olarak münasip başka yerimiz de yok." Kaymakam bu kelime üzerine işaret parmağını muhtarın burnuna uzatarak bağırmaya başladı: "Muhtar efendi, muhtar efendi!. Hafız mektebi değil, Cumhuriyet mektebi olacak burası… Elinden gelse muallimin kafasına bir de sarık geçirmeye niyetin var galiba. Camiye nasıl yer bulduysanız, mektebe de öyle münasip bir yer bulacaksınız anladın mı? İşte o kadar.  

Korkudan beti benizi sararan muhtar, "başım üzerine kumandanım" deyince, kaymakam yine sinirlendi: "Başım üzerine, ne? Geldiğimde şöyle uzaktan baktım mı, işte burası mekteb demeliyim. Anladın mı odun kafalı? Zıvanadan çıkarma beni![1]  

Muhtar, babama kalması için evinin bir odasını, okul için de arkadaki büyük bahçenin karşı köşesindeki yıkık dökük bir yeri gösterdi. "Burası bizim eski ahır muallim efendi. Elimizden geldiği kadar düzeltir, toparlarız." dedi. Çatı kiremitsiz, zemin toprak, duvarlar kopak tahtalarıyla kapalı, çok yerinden dışarı görülüyordu. Kokudan ahıra girmek mümkün değildi. Muhtar:  "Senin burnun alışsın yeter muallim efendi. Bizimkiler (talebeler) zaten alışıktır.

Muhtar, köylüye çatıyı onarttı, ahırdaki pislikleri temizlettirdi, temek büyüklüğünde iki pencere açtırdı ve samanlı çamurla sıvattırdı. Kışa doğru çatıya kiremit çekilip tavan tahtayla çakılacak ve tabana çakıl döşenecekti.  

Muhtar: "Muallim Efendi bunlar kolay da, talebeyi nasıl bulacağız? Onu düşünüyorum. Ben de dolaşsam, araya imamı da koysam, sözümüzü geçiremeyiz. Ben biliyorum ama bir yerde kayıtları kuyutları yok ki. Babalarına, hükümetin emri, senin şu yaşta çocuğun var. Kız erkek fark etmez. Mektebe yollayacaksın desek.

Kur'an öğrenecek desek, işi gücü düşünmez gönderirler de, mektep deyince arkalarını dönerler, muallim efendi. Bilmez miyim ben, mallarımın huyunu? İşimiz hakikaten müşkül, ne yaparız bilemem. 

Kimin mektebe yazacak yaşta çocuğu olduğunu senin bilmen yeter. Kapı kapı dolaşıp yazarız. Göndermeyen olursa hesabını kaymakama verir." dedi, babam.   

Muhtar: "Olmaz muallim efendi. Ahalinin kapısına cendermeyle yüklenilmez." Muallim Bedrettin: Babama (Şeyh Mustafa Sabri Efendiye) vaaz verdiririz, ona itimat ederler." der.[2]  

Şıh (Mustafa Sabri) Efendinin cuma vaazı vereceği duyuruldu. Bütün köylü toplandı. Gerede'den, çevre köylerden gelenler oldu. Cami avlusu tıka basa doldu ve kaymakam Mithat Kemal de var.

            Bolulu şeyhin neler söyleyeceğini merak ettiği için kaymakamlık, memuru Saadettin Efendiyi, vaazı dinleyip kendisini bilgilendirmesi için görevlendirmişti.  

Şeyh efendi, son çeyrek yüzyılın kısa bir özetini yaptı. Padişah ve halife hazretlerinin, Memaliki Şahaneyi koruyamadığını, müşkül vaziyette kaldıklarını, hadiselerin gidişatından vazifelerin vücuda geldiğini, payitahtı işgal ederek, sarayın elini koluna bağlayan müstevlilere (işgalcilere) karşı ileri gelen ulemanın, Müslüman ahalinin, halaskar paşaların ve eşrafın önayak olmasıyla ayaklandığını, düşmanın tasallutundan kurtardığını anlattı.

Rıza gösterelim göstermeyelim, kabul edelim etmeyelim, padişah ve halife hazretleri artık mevcut değil. Bizler varız. Bu memleket bizim; fukaralık ve cehaletten de biz kurtarabiliriz. Doğruyu idrakte muvaffakiyet gösteremezsek uzağımızda değiller, gene gelirler. Allah göstermesin. O zaman ne ezan okuyabilir, ne camilere gidebilir, ne ibadetimizi yapabiliriz. Ahfadımız (çocuklarımız) esaret boyunduruğunda yaşar. İntihab edeceğimiz (seçeceğimiz) tarik (yol), fakirlik ve cehaleti kökünden kazımak olmalıdır. Aksi, sadece devletimize değil, aynı zamanda istikbalimize de ihanet demektir.[3]



[1] Sayfa 103-104.

[2] Sayfa 106-107.

[3] Sayfa 113-114.



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Ferhat ÇETİNOĞLU
Ülkem İçin EVET
Kazım ÜNLÜOL
Amerika 2017-2
Dr.Cihan AVAROĞLU
BEBEĞİNİZ İÇİN HANGİ TEMİZLİK ÜRÜNLERİ GÜVENLİ?
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net