28 Mart 2017 Salı
Üyelik




Sayaçlar
4.631.902 ziyaret.
60 aktif ziyaretçi.
Yunus Baki KOÇAK

Bölüm – 6 Aşar Vergisi



Eskiden Aşar vergisi ihale ile alınır ve ihaleyi alan kişi de Aşar vergisini toplayarak ihalede aldığı paradan fazlası kendine kalırdı. Gerede'nin Kitiller Mahallesi'nden manifaturacı bir tüccar ihale ile aşar vergisini alır ve Eskipazar'ın İmamlar Köyü'nden Hacı İbrahim Dayıoğlu'na "Gerede'nin Aşar vergisini topla yarısı senin, yarısı benim olsun" der. İbrahim Dayıoğlu da o sene vergiyi toplar ve ertesi sene de ihaleye kendisi girerek ihaleyi alır. Sonunda Gerede'ye gelerek Dayıoğlu Deresi denilen yere yerleşir. Bugün "Dayıoğlu Deresi" ismi ondan geliyor. Dayıoğlu, toparladığı Aşar vergileriyle aldığı altınları çuvallara doldurur ve manda arabasına yükleyip-yıkma esnasında çuvallardan biri ayağına düşer ve ayağı kırılır. Dayıoğlu'nun topallığı da oradan kalmıştır. Dayıoğlu toparladığı arpa ve buğdayları Gerede'ye getirerek birkaç yerde yaptırdığı depolara doldurur ve o dolu depolardan birini de unutur. Aradan uzun zaman geçer ve o depoya hiç uğranılmadığını bilen birisi, Dayıoğlu'na hatırlattığında Dayıoğlu, o depoyu unuttuğunu söyleyerek onu hatırlatan kişiye teşekkür eder. Dayıoğlu'nun okuması ve yazması da yoktur. Dayıoğlu gittiği yerlere 15-20 kişilik bir atlı koruma heyeti ile giderdi.       

            Zaman zaman köylere katran satıcıları gelir, herkes bunlardan öküz arabalarının tekerlerini yağlamak için katran satın alırlar, bazı aileler de çıra yakarak kendi katranlarını kendileri yaparlardı. Bazen köylere gazyağı satıcıları gelip gazyağı satarlardı. Herkes idare, fener ve lambalarında yakmak için bunlardan gazyağı satın alırdı. Bir de yumurta toplayıcıları vardı. Merkep veya atına iki taraflı iki sepet sarar, köye girerken "Yumurtacı geldiiiii" diye bağırır, onun sesini duyan ve yumurta satacak aileler, yumurtalarını götürüp satarlardı. Yumurtacı da toparladığı yumurtaları sepetindeki samanların arasına doldurarak giderdi.

            Bazı çobanların köpekleri kurt boğduğu zaman bilhassa fakir aileler bu kurdun derisini alıp içine ot, saman doldurarak ucuna bir sırık bağlar, köy köy dolaştırarak arpa-buğday toplarlardı. Gezdirirken de:

 

 "Gurtcu geldi gapınıza

Nail olam yapınıza

Ala danayı yiyen gurt

Gara danayı böğürden gurt." diye maniler söylerlerdi.

 

            Bunlarla beraber kara çakıl ustaları, inşaat ustaları, arabacı, hızarcı ve tırpancılar; etraf köylere veya başka il ve ilçelere giderek oralarda da çalışıp para kazanırlardı.            

            Bugünkü gibi fazla para kazanmak maksadıyla besicilik yapmak gibi bir şey yoktu. O günlerde bilhassa herkes kendi ihtiyacı için hayvan besler ve satmak icap ettiği zaman da satarak ihtiyacını giderirdi. O yıllarda bilhassa davarcılık daha fazla yaygındı. Hayvan besleyen aileler hayvanlarını pazar yerlerine götürerek veya satmak isteyen kişiyle görüşülerek alım ve satımlar yapılırdı. Yağ, yoğurt, keş, kaz, hindi, yumurta gibi satılması gereken şeyler, pazarlarda veya panayırlarda satılarak ihtiyaçlar giderilmeye çalışılırdı.

            Yaylaya göç Mayıs ayında başlar, Temmuz'da dönülürdü. Gerede yerlileri % 80-90 hayvancılık ve çiftçilik yapar yaylaya göçerdi. Kış yağıncaya kadar dönmeyenler de vardı. Eski yıllarda kış yaz devamlı yaylada duran, yaylımı iyi diye başka yaylalara giden. sürü sahipleri de vardı. Son yıllarda yazlık olarak yaylaya ev yapanlar ve bu maksatla kullananlar da çoğalmaya başlamıştır. Eski Yayla evleri çandı tipi gayet basit bir oda, bir sütlük ve bir tuvaletten ibaretti. Üzeri tahta idi ve kiremit yoktu. Şu anda tuğla ve betondan, hatta villa tipi yapanlar da vardır.

            Gerede'nin; Seviller Yaylası, Hacı Veli Yaylası, Rumşah Yaylası, Bucak Yaylası, Hasbeyler Yaylası diye beş yerde yaylası vardır. Bu yaylalarda Cuma namazı kılınmaz ve Cuma namazı için şehre inilirdi. Ramazan ayı yayla zamanına rastladığı senelerde teravih namazı yaylada kılınırdı.

            Eskiden hayvanlarla veya yürüyerek, bilhassa Cuma günleri köye gelinirdi. Köydeki kişiler köydeki işini ve şehirde oturanlarda şehirdeki işlerini bitirdikten sonra tekrar yaylaya dönerdi. Eskiden öküz güdücüleri ayrı, beygir güdücüleri ayrı olurdu. Bu güdücüler mal sahipleri tarafından belirli bir ücret karşılığı tutulurdu.

Yayla Eğlenceleri: Bunların en meşhurları "Gıcırdağa Binme." Yaylanın ortasına koca bir kazık çakılıp 5-6 metre uzunluğundaki bir ağacın ortasından delerek bu kazığın üzerine geçirilir, deliğe çok gıcırdasın diye birazda kömür tozu dökülür, ondan sonra iki tarafına iki kişi binip, diğerleri de onları çevirerek gençler eğlenirlerdi. Daha farklı eğlence türleri de vardı. 

Bu yazımızı yazarken 1927 doğumlu Mehmet Ayanoğlu (Ayakkabıcı Efendiağa) lakablı kişiden ve Samatlı 1915 doğumlu merhum Mustafa Calayır'dan ve 1920 doğumlu Yusuf Şengönül'den de istifade ederek yazılmıştır.

                                                                                                                          10 Eylül 2013



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Ferhat ÇETİNOĞLU
Ülkem İçin EVET
Kazım ÜNLÜOL
Amerika 2017-2
Dr.Cihan AVAROĞLU
BEBEĞİNİZ İÇİN HANGİ TEMİZLİK ÜRÜNLERİ GÜVENLİ?
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net