30 Nisan 2017 Pazar
Üyelik




Sayaçlar
4.712.852 ziyaret.
116 aktif ziyaretçi.
Kazım ÜNLÜOL

SEL



Sel.

Tabii bir afet midir?

Son iki haftadır, sıklıkla yağan yağmur bir çok yerde hayatı olumsuz etkiledi.

Son olarak geçen hafta sonu ve bu hafta başı yoğunluğunu artırdı.

Geçen hafta bu köşede artık Gerede'de geçmişte olduğu gibi büyük sel olayları olmadığını yazmıştım. Geçmişte dikilen fidanların şimdi Gerede etrafında yağmur ve sele karşı koruyucu bir kalkan oluşturması nedeniyle sel felaketleri ancak kısmi oluşuyor. O da hatalı alt geçitlerin kapanmasına veya bazı çukur ve düz alanlarda geçici birikmelere sebep oluyor. Belediye görevlileri de hemen gerekli müdahaleyi yaparak felaketlerin oluşmasını önlüyor. Yollardaki seli görmüyor musun? diyebilirsiniz ama tekrar hatırlatayım bu kıyaslamayı geçmişle yapıyorum.

 

Geçen hafta Mengen'den, bu hafta başı Yeniçağa'nın Aşağı Kuldan, Hamzabey, Kındıra, Dereköy ve Eskiçağa köyü mevkilerinde oluşan sel felaketlerinden haberler vardı. Eskiçağa'da bir otobüsün yolu işgal eden sel nedeniyle mahsur kalan yolcuları itfaiye ve yardım ekiplerince kurtarıldı. İtfaiye ve Kurtarma ekipleri zamanında müdahale ile kötü olabilecek sonuçları engellediler. Yine ilçemizin Kürkçüler köyünün yakınından geçen Ulusu'nun çok geniş bir alana yayıldığını gösteren fotoğraflar sosyal medyada da yer aldı.

 

Toprağımız için rahmet olarak bildiğimiz, can veren yağmurun sel felaketi oluşturmasının önemli bir sebebi tabiatın insan etkisiyle bozulmasıdır. Biz ormanları yok edersek, dere yataklarına yerleşim yaparsak, alt yapısı yetersiz şehirler kurarsak bu sonuçlara da katlanmak zorundayız. Yani mal ve can kaybı için oluşturulan bir yaşama alanında sonradan ağlamaya da hazır olmalıyız. Tabi sağ kalabilirsek. 

Şimdi geçmişten hatırladığım bir örneği vermek istiyorum. Yıllarca önce İzmir'de meydana gelen ve can ve mal kaybına sebep olan bir sel felaketi sonrasında orada yaşayan halk "Nerde bu devlet, nerde bu yetkililer" diye feryat figan etmiş ve dönemin Belediye başkanı Burhan Özfatura'yı suçlamışlardı. Hatırlıyorum Belediye Başkanı TV de yaptığı konuşmada onlara aynı uslupla cevap vermişti. "Ben size burası dere yatağı, buraya yerleşim olmaz demiştim, ama siz beni dinlemeyip gözü kara bir gecekondu furyası ile izinsiz bina yaptınız. Defalarca engelledim, yaptıklarınızı yıktım, yeniden yaptınız, hiçbirinize ruhsat vermedim. Devleti dinlemeyip felaketinizi siz hazırladınız. Suçlu sizsiniz" demişti.

 

Her türlü bereketi veren Yaratıcı, kullarının acizliğini cahilliğini de görmektedir. "Oku! Yaratan rabbin adıyla oku!" derken okumanın manasını da anlamamızı istiyor. Yoksa biz yatıp kalkıp hatimler indirsek, ama ilk emrin neyi anlattığını bilmez ve düşünmezsek kimi kandırırız?  Kendimizi. Yaratıcı görsün dursun!!!

Biz ormanı yok eder, dere yatağına ev yapar, fay hattı üzerine, tarım arazilerine şehir kurarız. Tarımcının uyarısına rağmen tohumluk patates tarlasına yemeklik eker, toprağı yok ederiz. Dağlardaki suları şahsi malımızmış gibi ticari işimizde kullanır, su kaynaklarını yok eder, atıklarımızla akarsuları, denizleri kirletir, pislediğimiz çevrede boğulurken, din öğreticisinin çağrılarına kulak tıkar hak ve adalet kavramını tanımayan toplum oluruz.

 

Sebep; ilahi emre isyan.

Yaa öyle miii?

Sonuç; layık olduğumuz felaketler ve henüz bu daha başlangıç.



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
Ülkem İçin EVET
Dr.Cihan AVAROĞLU
GÖZ YAŞI KANALI TIKANIKLIĞI
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net