21 Ekim 2017 Cumartesi
Üyelik




Sayaçlar
5.006.017 ziyaret.
90 aktif ziyaretçi.
Misafir MİKROFON

Devletin Kuşatılmışlığı ve Siyasi Partilerimiz - Prof. Dr. Seyit Mehmet ŞEN



DEVLETİN KUŞATILMIŞLIĞI VE SİYASİ PARTİLERİMİZ

Şu gerçeği bir kez daha yazalım ki, Cumhuriyet kurulalı beri başımıza gelenlerin niye geldiğini anlamaya çalışalım…

Bir batı projesi olan Cumhuriyet kurulurken, Cumhuriyeti kuranların eline verilen yol haritasında istenen şey batının güdümünde giden, en fazla ve ancak kendi yağıyla kavrulan bir ülke olmasıydı…

Cumhuriyeti kuranlar o günün şartlarında böyle bir yol haritasına uymak zorunda mıydılar?

Örtülü tarih nedeniyle bunu kesin olarak bilemesek de; yol haritasının gereğince davrandığımız sürece başımıza örülen çoraptan başka bir çorap örülmeyişinden anlıyoruz ki, batılılar o başlangıç halimizden son derece hoşnutturlar…

Nasıl hoşnut olmasınlar ki?

Tarihle bağımızı koparmak için bu topraklarda cihanın en muhteşem devletini kuran Osmanlı hanedanının üyelerini ülke dışına çıkarıp, onların açlık ve yokluk içinde ölmelerini sağlamışız. 

Böylece Osmanlı Hanedanının şahsi malı konumundaki Iraktaki petrol haklarını sahipsiz bırakmışız…

Batılı Vatikan diye uydurma bir devleti ayakta tutmaya çalışırken, İslam dünyası üzerinde muazzam bir etkiye sahip olan hilafeti ortadan kaldırıp, Halifeyi ceddinin topraklarından 
kovmuşuz…

Misak-ı Milli sınırları içinde kalan Musul ve Kerkük'ten vaz geçmişiz…

Burnumuzun dibindeki on iki adayı Yunanistan'a veren kişiyi, her türlü kazanılmış haklarımızdan vazgeçtiğimiz Lozan'ın kahramanı yapmışız…

Tarihi coğrafyalarımızla ilişkimizi tamamen koparacak şekilde "ne Şam'ın şekeri, ne Arap'ın" yüzü sözünü geliştirip, halkı Müslüman ülkelerle alakamızı ya tamamen kesmiş ya da en aza indirmişiz.

Eğer onlarla ciddi ilişkiler kuracak gibi olmuşsak, batılı müttefiklerimiz bu ilişkileri bozacak her türlü mizansenin içine girmişler ve biz bunu görmezden gelmişiz…

Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET) olarak altı Avrupa Devletinin kurduğu birliğe 1959 yılında dâhil olmak istediğimiz halde bizi dâhil etmeyişlerinin nedenini resmi ağızlardan açıkça ifade etmekten çekinmişiz…

Rahmetli Necmeddin Erbakan'ın "onlar ortak, biz pazar" söylemini göz ardı etmiş; içimizdeki batılıların da yönlendirmesi ve bastırmasıyla AB'nin kapısında 60 yılı aşkın, rencide edici bekleyişe ses çıkarmamışız…

Bütün bunlara rağmen batının güç odaklarını hiç memnun edememişiz ve batılıların bize karşı duydukları kini, nefreti, haçlı ruhunu hiç yumuşatamamışız…

Batılıların gönlü olsun diye dilimizden, dinimizden, töremizden, müziğimizden, tarihi geçmişimizden hep vazgeçmişiz de yine de batılıların şüpheli bakışlarından 
kurtulamamışız…

Çünkü Firavun'un kendisini saltanatından edecek Musa'nın gelişinden korktuğu gibi, batılılar, özellikle batının ve bütün dünyanın kaymağını yiyen Samir'inin çocukları bu milletin 
sahip olduğu genetik potansiyelin farkındadırlar…

Bunun içindir ki, görünüş olarak her şeyinden vazgeçen bu milletin derinlerinde saklı genetik potansiyelini öldürmediklerini bilmektedirler…

O Güzel Nebi'nin(sav) ifadesiyle:

"Bir dağın yerinden oynadığını söyleseler inanın, fakat bir insanın huyunun değiştiğini söyleseler inanmayın."

Evet, genetik varlık işte budur…

Bu millet insanlık âlemine büyük devletler kurmak için yaratılmış bir millettir…

Ne yapılırsa yapılsın, bu potansiyelinden vazgeçmesi, bu potansiyeline sırt çevirmesi, bu potansiyelini unutması mümkün değildir…

İşte bizi bizden iyi bilen batılı bu gerçeği çok iyi bilmektedir…

Bunun için, Samir'inin evlatlarının da yönlendirmesi ve yönetmesiyle bize olan şüphesini sürekli taze tutmakta, devam ettirmektedir…

Samir'inin evlatlarının, her on yılda bir bize müdahale edip ülkemizi çökertmeleri ve birikimlerimizi kendi kasalarına aktarmalarının nedeni işte budur…

Bizim güçlenmemizi önlemek…

Diğer bahanelerin hepsi teferruattır…

Eğer bir ve beraber olursak, Samir'inin evlatlarının bizi bu son tökezletmesi olacaktır...

Bu kez onları Londra'ya, New York'a, Amsterdam'a kadar kovalayacağız, inşallah…

Böylece bu aziz millet de, İslam ülkeleri de, faiz sömürüsüyle iki yakası bir araya gelmeyen diğer mazlum milletler de Samir'inin evlatlarından kesinlikle kurtulacaklardır…

Ve bütün dünya Samir'inin evlatlarının hüküm ferma olmadığı bir zaman dilimini yaşamaya başlayacaktır…

Olabildiğince mutlu…

Olabildiğince huzurlu…

Olabildiğince sürurlu…

Kazanırsak bunu hep birlikte göreceğiz…

Bunun için…

Kazanmaya mecburuz…

Kazanmak için el ele, gönül gönüle milletçe devletimize sahip çıkalım!

Çünkü bu devlet bizim!



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
SAMİMİYET
Kazım ÜNLÜOL
"Gidilecek yol ne kadar uzak olabilir ki?" (H.İ.M.)
Dr.Cihan AVAROĞLU
BEBEĞİMİN BESLENMESİ DEĞİŞİYOR
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net