25 Haziran 2017 Pazar
Üyelik




Sayaçlar
4.817.910 ziyaret.
98 aktif ziyaretçi.
Yunus Baki KOÇAK

GEREDE GEÇMİŞİNDE EKONOMİK HAYAT - 2



Ekin Yıkama:

Eski çeşmelerin olukları 50 ile 70 cm. kalınlığındaki kütüklerden oyularak yapılır ve bu oluklarda ekinler yıkanırdı. Bazen bu oluklarda ekin yıkamaya sıra bulamayanlar, yakın çaylara gider, orada seyyar konulmuş oluklarda yıkar, orada da sıra bulamayanlar, çay içine taşları oluk şeklinde dizip, kilimleri altına yayarak yıkarlardı.

            Ekinini yıkayanlar getirip elde dokuyarak yaptıkları kilimleri; sayası olanlar sayaya, sayası olmayanlar da yere sererek yıkadıkları ekinleri kurutur, fiğ kalburuyla fiğini, tırşa kalburla böcürünü ve alta geçenini ayırır, tekrar arabalara yükleyerek en yakın değirmenlere öğütmeye giderdi. Yiyecek unu kalmayan ve kendine değirmende sıra gelmeyen kişi de bir iki yarım buğdayı öyünlük adı altında ögütür, sırası gelinceye kadar değirmen sırası beklerdi. 1960'lı yıllarda benzinle çalışan motorlu değirmenler kurulmaya başlayınca su değirmenlerine rağbet kalmadı. Daha sonraları elektriğin gelmesiyle, elektrikle çalışan değirmenler kuruldu. Sonunda un fabrikalarının yaygınlaşmasıyla eski un değirmenleri, yem değirmeni haline gelmiştir.            

           

KAZANÇ YOLLARI TİCARET VE YERLEŞİM

            Teknolojik araçların olmadığı yıllarda at ve eşeklerle ve öküz arabalarıyla tuz gölüne tuza gittiklerini, ormandan Gerede'ye, Gerede'den Ankara'ya Orman İşletme Müdürlüğü adına mal çektiklerinin hatıralarından bahsedenler olurdu. Söze "biz Ankara'ya kira çekerken " diye başlanırdı.

            Ev, samanlık gibi inşaat yaptıracak kişiler, önceden ormandan kütükleri çekerek hazırlar, sonra da "hızarcı" dedikleri ustaları çağırır, onlar da hızar biçme tezgâhlarını kurar, kütüklerin kabukları soyulur, "aşı " denilen kırmızı toprak boya bir kaba ıslanır, kütüğün bir uçundan öbürüne erişecek bir ip aşı ile ıslatılır. İki kişi ipin iki ucundan tutarak kütükler kaç santime dilinecekse o iple çizgi yapılırdı. Daha sonra kütükler, önceden hazırlanmış tezgâhların üzerine çıkarılıp, hızarcı ustalarının biri aşağıdan biri de tezgâhın üzerinde bıçkıları bir aşağı bir yukarı çekerek kütükleri biçerlerdi. Bu hızarcı ustaları çok çalışır ve çok yerlerdi. Onun için halk arasında, yemek bol olduğu zaman "Hızarcı mı doyuracaksın?" sözü çok yaygın olarak kullanılmaktaydı. Her köyün ormanı ayrı idi. Gerede Merkez halkının da odun ve kereste ihtiyacını gidereceği ormanı belli idi ve herkes ormanını kedi korurdu. Kimse ihtiyaç harici kaçak bir şey kesemezdi. Kesen olursa ormanı sahiplenmiş vatandaşlar tarafından cezalandırılırdı. Arabasını kırmak, dağıtmak ve itibarsızlaştırmak gibi. Yazın şehirde de köylerde de, öküz ve at arabaları kullanılır, kışın ise kızaklar kullanılırdı. Yazın şehirde payton arabaları da kullanılırdı. 

            1940'lı yıllarda Esentepe ile Arkut Dağı arasındaki derede birkaç kişi birleşerek motorla çalışan kereste biçme atölyesi açtılar ve ormandan ihale ile aldıkları keresteleri biçerek satıyorlardı. Bilhassa 1960'lı yıllara kadar tamamen beden gücüne dayanan ticaret 1960'lardan sonra yavaş yavaş benzinle çalışan un değirmenleri, hızar biçme makineleri, doğrama atölyeleri, çul atma motorları ve traktör gibi teknolojik aletlere bırakmaya başlamıştır.   

Eskiden bütün elbiseler kadınlar tarafından elde yapılırdı. Bunun için de pamuklar; yaylarla atılır (kabartılır), yünler tarak (yün ditme tarağı) veya elle didilir, kirman, fengire veya çıkrıklarla eğirilerek ip haline getirilirdi. Bu ipler, kökboya denilen bazı ot veya çalı kökleriyle evlerin önüne bir kazan koyup kaynatılarak boyanır, sonra da kecirelerle sarılıp küçük yumaklar haline getirilir, büyük dolaplarda sarılanlara da tokmak denir ve bu ipler tezgâhlarda dokunarak kullanılmaya hazır hale getirilirdi. Atlet yerine giyilen göynek, alta giyilen don, miltan (gömlek) yerine giyilen enteri, bele sarılan kuşak, pantolon yerine giyilen şalvar, çeket yerine giyilen aba hep bu tezgâhlarda dokunarak dikilip giyilirdi. Kazak ve çoraplarda yünden eğirilen iplerle örülerek yapılırdı. Pazardan çok az şey alınırdı. Çok kişinin pazar heybesinde kil ve tuzdan başka bir şey olmazdı.

            Evler bilhassa toprakla sıvanır ve kireç alma imkânı olmayan aileler, kireç gibi beyaz toprak olan yerlerden beyaz toprak getirerek o toprakla badana yaparak bembeyaz kireç gibi beyazlatırlardı. Bu imkâna da sahip olamayanların evleri sade toprakla sıvanmış halde olurdu.

            Söğüt ağacı urundan "kav" yapılır, erkekler kav ve çakmak taşı koymak için meşinden bellerinde bir kuşak taşır ve sigara yakacakları zaman bir miktar kav alıp dider, çakmak taşıyla kavı parmağıyla sıkıştırıp ateş yakmak için kullanılan çelik bir demir parçasına çakmak taşını vurarak çıkan kıvılcımla tutuşturup onunla da sigarasını yakardı. Kadınlar ocaktaki ateşi söndürmemeye gayret ederlerdi. Akşam yatarken ocaktaki kömürler sönmesin diye ocak külüyle gömülürdü. Ateş söndüğü zaman komşuya ateş almaya gidilirdi.  Komşuya gidip de acele edenler için "Hemen zorun ne, ateş almaya mı geldin?" denilirdi.

            Evde sigara yakacak kişilere maşa ile kömür tutularak sigaraları yakılırdı. Bazı kişiler; kaynata gelinden ateş istemiş, o da kibriti çalarak (çakarak) ateş tutmuş, kayın peder de "Bu gelin israfkâr adam olmaz" diye gelini kovmuş diye hikâyeler anlatılırdı. Bazı kadınlar "işten değil, dişten artırdım" derlerdi. Yokluk, kıtlık, harpler ve salgın hastalıklardan bunalan bu yaşlı vefakâr ve çilekeş insanlar; bazen hiç ekmek yemeden iki üç gün aç durduklarını,  bir tas veya leğen ekin için bazı kişilerin kapısında günlerce beklediklerini, buğdayı aldıkları zaman da onu ezip veya el değirmeninde çekerek içine ot doldurup şepit yaparak yediklerini söylerlerdi. Mal (hayvan) sahiplerine sırtlarıyla yaylaya kış gününde ot çektiklerini söylerler,  eğer mal sahibi otun içine bir somun ekmek koyarsa "Sevincimizden güleceğimizi tutamazdık" derlerdi. Bazı kişiler de "filan kesin ekmeğinin kırıklarıyla büyüdük" derlerdi.

 

Devam edecek. Y.B.K



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Ferhat ÇETİNOĞLU
KADIN VE HAYAT
Kazım ÜNLÜOL
Amerika 2017 - 10
Dr.Cihan AVAROĞLU
ŞEKER BAYRAMI
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net