28 Mart 2017 Salı
Üyelik




Sayaçlar
4.631.917 ziyaret.
75 aktif ziyaretçi.
Yunus Baki KOÇAK

Eski Yerleşim ve Yapıların Durumu - 3



Eski evlerin "apbaş" denilen giriş kapılarının üzerlerine tahta oymalı süslemeler yapılır, bu süslemeler üst kattaki "saya" kapısının üzerinde de olurdu. Eski evler genelde iki katlı olup, alt kat dam (ahır) olarak; üst kat da ev olarak kullanılırdı. Evlerin önünde ekin kurutmak için "saya" denilen ev genişliğinde 4-5 m. uzunluğunda, ikinci kat seviyesinde, boylu boyuna tahtalarla döşenmiş olan bu yapıların altı da odun, alet ve edevat konulmak için kullanılırdı. Evlere giriş, hem sayanın altından "apbaş" denilen ve ayakkabılık olarak da kullanılan yerden girilir, hem de sayalara merdiven kurularak saya kapısından girilirdi.

Her evde arpa-buğday ve un koymak için 3,5 m.ye 3,5 m. ambarlar olur, bu ambarların genelde 5 gözü olur, bir de ortada ayaklık denilen yeri bulunurdu. Bazı ambarların duvarlarında sergi denilen raflar ve arka kısmında da küçük bölmeler vardı. 40-50 cm.lik kütükler ortadan yarılıp yontularak 10 cm. kalınlığında iki kalas tahtası çıkarılır ve bu kalaslardan geçirtmeli olarak çivi kullanılmadan ambarlar yapılırdı. Daha sonraları 5 cm. ve daha sonraları 3 cm.lik tahtalardan yapılmaya başlandı. Bunları yapamayacak durumda olan fakirler, tahtalardan "hergil" denilen küçük ambarlar kullanırlardı. Şu anda ambarlara da fazla rağbet yoktur ve ihtiyaç da kalmamıştır.

Çandı evlerden "hımış" bölme evlere geçildiğinde damlar, evlerin altından çıkarılıp ev yakınlarına yapılmaya başlandı. Un fabrikalarının yaygınlaşmasıyla ekin kurutmak için kullanılan sayalara da ihtiyaç kalmayıp, kaldırılmıştır. Eskiden bazı evlerde "günlük" denilen balkonlar da vardı.

Eski samanlıklar (samallık olarak telaffuz edilirdi) çandı olarak yapılır, kapıları da 10-15 cm. kalınlığında yarılıp yontularak yapılmış kalaslardan olurdu. Kapının bir tarafına topuk ve kapı yerine de topuğun oturtulacağı mele yapılarak, kapının mele ve topuk üzerinde açılıp-kapanması sağlanırdı. Bu kapılara ortalama 30-40 cm. genişliğinde 10-15 cm. kalınlığındaki kütük parçalarından oyma kilitler yapılır ve çıtadan yapma anahtarlarla bu kilitler kilitlenirdi. O yıllarda ot ve samanı yetmeyen bazı kişiler ot ve saman çalarlardı. O yıllarda şöyle bir tekerleme de anlatılırdı:

Adamın birinin samanı bitmiş ve Ömer isminde bir zenginin de samanlığında çok samanı varmış. Hırsız her gece gelip, bir haral çuvalı ile bir çuval saman çalarmış. Ömer dayı her gece samanlıktan saman çalındığının farkına varmış ve bir gece samanlığa girerek hırsız beklemeye başlamış. Hırsız da her gece geldiği vakitte haralını çuvalını alarak Ömer dayının samanlığına gelip kapısını açmış ve "Mart ayı dert ayı selâmün aleyküm Ömer dayı. Haralı var çuvalı var bil ki samana geldi." demiş. Samanlıkta hırsız bekleyen Ömer dayı, gelen hırsızın hırsız olduğunu düşünmeyerek "Ulan doldur haralını şuradan def ol git ben hırsız bekliyorum." demiş. Hırsız vaziyeti çaktırmadan yavaşça içeri girip haralını saman ile doldurarak gitmiş ve paçayı Ömer dayıdan yine kurtarmış.      

Şu anda ahır ve samanlıklar da genel olarak tuğla ve betonla yapılmaktadır.

Sobanın olmadığı yıllarda evler, ocaklarda yakılan kütük gibi odunlarla ısıtılırmış. Evlerin altının ahır olması da bu ısınmayı kolaylaştırmıştır. O yıllarda halk çok fakir; teknoloji yok, memleket harpten çıkmış, erkekler ölmüş, kadınlar dul, çocuklar yetim kalmış ve insanlar çaresizlik içinde olduğundan evlerde halı, kilim, minder gibi hiçbir şey yoktu. Sadece hayvan derisinden "pöstü" denilen hayvan postu vardı. Hatta bazı evlerde o da yoktu. Zengin kişiler çok az ve hatta o zenginlerin evlerinde bile çul minder denilen çok eski elbiselerden minderler olur, o minder "ocak başı" denilen ocağın kenarına konur, evin yaşlıları o minderlere oturur, bir misafir geldiği zaman da o misafir oturtulurdu. Hanedeki diğer insanlar da kuru sofaların üzerine otururlardı. Daha sonraları el dokuması yün kilimler, daha sonra Antep kilimi derken bugün halılar, çekyatlar ve koltuk düzenli evlere geçilmiştir.

 

6 Temmuz 2013



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Ferhat ÇETİNOĞLU
Ülkem İçin EVET
Kazım ÜNLÜOL
Amerika 2017-2
Dr.Cihan AVAROĞLU
BEBEĞİNİZ İÇİN HANGİ TEMİZLİK ÜRÜNLERİ GÜVENLİ?
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net