16 Aralık 2017 Cumartesi
Üyelik




Sayaçlar
5.094.574 ziyaret.
61 aktif ziyaretçi.
Kazım ÜNLÜOL

Bir İyi İnsan.



Yusuf Özcan Hoca.

Onu Gerede İmam Hatip Lisesinde görev yaptığı yıllarda tanıdım.  O sıralar, bir ara başından hiç eksik etmediği kalpağı, elinde doküman ve kitaplarını taşıdığı çantası, düzgün elbiseli, tertemiz kılık kıyafeti ile sokakta taşları bile incitmekten çekinen bir şekilde okula gidip gelirdi.

 

Karşılaştığımızda  selamlaşırken kendine has, hafif bir tebessümle cevap verirdi. Ayak üstü kısa sohbetlerimizde giydiği kalpağı için kendisine takıldığımda biraz daha tebessüm eder ve "Muhterem, şimdi bak." diye başlardı konuşmaya. Sonraları ne oldu bilemiyorum, benim takılmamdan değildir tabi,  soğuk havalarda bile başı açık, üstünde bir ceketle gezer olmuştu.

 

Hitabı gibi "muhterem" di. Araştırma ve okuma merakı, Nurettin Sezen hocamın yazdığı gibi Düzce İmam Hatip Lisesi sıralarında nüve bulmuştu. İlim edinme ve edindiği ilmi cemiyete yansıtmada, üstüne düşeni fazlasıyla yapmaya çalıştığı, yazdığı eserlerinde, yetiştirdiği talebelerinde  görülüyordu.

 

Nezaket ve kibarlığı, insanları kırmamada gösterdiği gayretle üst seviyede idi. İlmi çalışmalarının yanında, iyi bilinen bir yönü de tabiat sevgisi idi. Gezdiği ormanlardan topladığı mantarların üstadıydı. Bu meziyeti sayesinde Geredeliler bir çok mantar çeşidini ondan öğrenmişti. Cenazesinin defni esnasında Geredeli veya Gerede'de görev yapmış olan bazı dostların kendi aralarında konuşmalarından mantar arkadaşlıklarını öğrendim.  Onu birbirlerine anlatmalarından, ilminin verdiği samimiyet ve teslimiyetteki alçakgönüllü  vakur görünüşü yanında, insanlarla ilişkisinin ayrımsız olduğu da anlaşılıyordu. Yıllardır beraber yaşadığı tüm Geredeliler, Sinop'tan hemşerileri, Bolu'dan, Düzce'den, Safranbolu'dan arkadaşları son yolculuğunda birlikteydiler.

 

Her ölümlü gibi o da Yaratan'a kavuştu. Kalbindeki kavuşma sevinci o derece kuvvetli olmalı idi ki hastalığından hiç sızlanmadığını, sadece "Kendimi çok yormuşumum. Kendime hiç zaman ayıramamışım" dediğini duydum. Ah Yusuf dost, sen kendine öyle bir zaman ayırdın ki okunan her kitabın, senin eğitimini alan her öğrencin seni zaman ötesinde fatihalarla anarak yaşatacak.

 

Hastanedeki ilk tedavisi esnasında  durumundan sürekli haber almakla beraber ziyaretine gitmek nasip olmamıştı. İkincisinde, mutlaka görme arzusunda idim. Yine olmadı.

Naaşının yanında yürürken bana sessizce "muhterem" diye yarının olmadığını tekrar hatırlattı. An, o andı ve o an tekrar yaşanmayacaktı. Boşa denmemişti bugünün işini yarına bırakma diye.

 

İyi bir insandı. İyi bir dosttu. Muhteremdi.

 

Allah rahmetini bol, mekanını cennet eylesin.



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
SAMİMİYET
Dr.Cihan AVAROĞLU
ENFEKSİYONLARDA ANTİBİYOTİKLER İLK TERCİH Mİ?
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net