25 Haziran 2017 Pazar
Üyelik




Sayaçlar
4.817.898 ziyaret.
87 aktif ziyaretçi.
Yunus Baki KOÇAK

Yusuf Özcan’ı Uğurlarken



Değerli okurlarım, geçen hafta aramızdan kıymetli bir arkadaşımızı ebedi mekanına uğurladık. Bu köşede yayınlanmakta olan "Geçmişimize Ait Örf Adet ve Gelenekler" araştırmama onu anma düşüncesiyle kısa bir ara veriyor ve onunla olan bir iki hatırayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Yunus Baki Koçak.

 

Yusuf Özcan'ı Uğurlarken

 

            Yusuf Özcan Hoca Gerede'ye geldiği yıllarda onunla tanışıp, zaman zaman bir araya gelerek sohbetler eder, fikir alış verişinde bulunurduk. Hastalanmadan birkaç gün evvel onu telefonla arayıp "Yusuf Hocam nerelerdesin? Sende Hacı Emin Efendinin 'Hediyyetül Kabir' kitabı vardır. Bende de var ama başından birkaç sayfası yırtılmış. Sende varsa getirsen de, ben beninkinden eksik olan sayfalarının fotokopisini alsam." dedim. Rahmetli, "Hemen getiriyorum" dedi ve getirdi. Hem bendeki kitabın eksik sayfalarının fotokopisini aldık ve hem de uzun uzun kitaplar hakkında hoş sohbetlerimiz oldu. Zaten ikimiz bir araya geldiğimiz zaman sohbete doyum olmazdı. Son sohbetimizde "Geredelilerin Yazdığı Kitaplar Ve Bolu Hakkında Yazılanlar" diye, bilgi topladığımı ve yüze yakın (Gerede, Dörtdivan, Yeniçağa ve Mengenli) yazar ile üç yüz den fazla yazar ve kitaba ulaştığımı, 200'e yakın da Bolu hakkında yazılan kitaba ulaştığımı söyleyince, çok memnun oldu "Bunu devam ettir, zaman zaman da görüşelim." demişti. Birkaç tane de talebelerinden ve Geredeli olup da kitap yazmış kişi söyledi ve "Bunları yazmadı isen yaz." demişti.

            Geçmiş yıllarda yaptığımız bir sohbette "Yahu Yusuf Hocam, seninle benden başka Gerede'de deli yok herhalde. Herkes para, pul, şan, şöhret peşinde koşarken, biz de okumak yazmak gibi sıkıcı şeylerle uğraşıyoruz." dedim. Rahmetli, gülümsedi ve "Ne yapalım, bizde buyuz işte. Ben, yaptığım işten memnunum. Yaptığım işten zevk de alıyorum. Benim de bu hoşuma gidiyor" demişti.

            Rahmetli, kendi halinde sessiz ve sakin olarak sokakta yürür, önüne bakar ve etrafına çok bakınmazdı. Bazen yanından geçsen fark etmezdi. Derin bir tefekkür halinde yaşar ve gezerdi. Yunus Emre'nin "Bilmeyen ne bilsin bizi, Bilenlere selam olsun." dediği gibi, onu bilenler biliyordu.

            Rahmetli Hacı Emin Efendi'ye, Mengenli bir davulcu gelir, zaman zaman ziyaret edermiş. Bir defasında Hacı Emin Efendiye "Hocam, bir sen çık birde ben çıkayım şu sokağa. Bakalım sen mi etrafına fazla insan toplayacaksın yoksa ben mi fazla insan toparlayacağım bir görelim." demiş. Hacı Emin Efendi de "Senin cemaatin benden fazla olur." diye cevap vermiş.           

Davulcu "Hocam, benim bütün ömrüm düğünlerde geçti fakat ben şeriate aykırı hiçbir şey yapmadım. Mesela düğünlerde halkı eğlendirmek için:

"Bahçenizde gül var mı?

Gül dibine yol var mı?

Akşam size geliyom,

Yatacak yer var mı?"  diye, birkaç dörtlük sıralaşış ve benim sadece bir dörtlüğü hatırımda kalmış. Davulcu bu dörtlüklerin her satırını söylediğinde, Hacı Emin Efendi de "Var. Var." diye tasdik emiş. Yani, 'Bahçenizde gül var mı?' derken "Artık yaşlandım. Ömrümün sonunu yaşıyorum. Ben ahirete geldiğimde, oralarda gül var mı?" diye düşünürüm. 'Gül dibine yol var mı?' "Ahirete geldiğimde, Cennet bahçelerindeki güllere ulaşacak amellerim ibadetlerim var mı?..." 'Akşam size geliyom, yatacak yer var mı?' "Ben ahirete gelmek üzere ömrümün son zamanlarını yaşıyorum.  Ahirete geldiğimde yatacak, barınacak yer var mı? Ahiretteki o amellere ulaşmayı hak ettim mi.?" diye düşünerek bu türküleri söylerim, demiş. Hacı Emin Efendi de o davulcunun halini bildiği için. "Var. Var." diye tasdik etmiştir. Yusuf Hoca, davulcu gibi çok cemaat toplamadı ama, Hacı Emin Efendi gibi temiz cemaat yetiştirdi. Yunus'un dediği gibi onu "Bilenlere selam olsun"

 

                         

 

            Yusuf Hoca, kitaplarını hep eliyle defterlere yazdı. Bilgisayar kullanmadı. Ama çok itinalı ve dikkatliydi. Daima elinde çantasıyla gezer ve çalışmaları da yanında bulunurdu. Zaman zaman o çalışmalarını bana gösterirdi. Çok titizdi ve yaptığı işi en güzel bir biçimde yapardı. Zaman zaman kendisine "Sana bir bilgisayar alalım. Bilgisayarla yazmak çok daha kolay. Yazdığın yazıları düzenlemek, yanlışları düzeltmek, kesmek kopyalamak vs… Sen bir bilgisayar alırsan bu iş daha kolay olur. Ben de ilk kitabım 'Nuh Tufanından Günümüze Türkler Ve Samat Köyü Tarihi' kitabını elimle dosya kâğıtlarına yazdım ve o esnada da bir bilgisayar alarak bilgisayar öğrendim. Ben çok daha önceleri bilgisayar almak istiyordum ama öğrenemem korkusuyla almadım. Şimdi aldıktan sonra da "Niçin daha evvel alamadım" diye pişmanım. Sen de bir bilgisayar alsan "Niçin daha evvel almadım." diye pişman olursun. Benim bilgisayarı aldığım zaman, köyde bilgisayar bilen de yoktu. Ben köyde bunu öğrendi isem, sen burada daha kolay öğrenirsin. Takıldığın yerde kime sorsan gösteriverir." gibi şeyler söyledim ama "Ben böyle alışmışım." dedi ve bilgisayar almaya teşebbüs etmedi. Onun için yılmak ve üşenmek diye bir şey yoktu. Azim ve gayret insanıydı. Allah Rahmet etsin.    30 Nisan 2013    Yunus Baki Koçak

 

 

 



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Ferhat ÇETİNOĞLU
KADIN VE HAYAT
Kazım ÜNLÜOL
Amerika 2017 - 10
Dr.Cihan AVAROĞLU
ŞEKER BAYRAMI
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net