25 Haziran 2017 Pazar
Üyelik




Sayaçlar
4.819.860 ziyaret.
190 aktif ziyaretçi.
Misafir MİKROFON

Barışa Paha Biçilmez - Prof. Dr. Seyit Mehmet ŞEN



Bir temel doğrum vardır; her zaman tekrar ederim...

Bir temel doğrum vardır; her zaman tekrar ederim:
Müslüman huzur adamıdır, hak üzere kavgası bile sürekli olmaz. Gerektiği zaman ayağa kalkar ve oturur. 
Cümleyi kendi orijinalimle söyleyecek olursam şöyle olur:
Müslüman kıyama kalkar ve oturur.
Çünkü kıyama kalkmak çok hoşuma gider.
Gerçekten de ne güzeldir kıyama kalkmak.
Çünkü kıyam huzur anının adıdır ve bana göre secdeden daha önceliklidir.
Bunun içindir ki O Güzel Nebi kimi zaman secdeyi uzattığı halde çoğu zaman kıyamı öylesine uzatmıştır, nafile olarak kıldığı namazlarda kendisine uyan, kendisinden çok genç sahabilerin takatleri tükenecek kadar…
Çünkü kıyam Elest Bezmindeki duruşumuzun tekrarıdır.
Gerçekten de kıyamda duruş Elest Bezmindeki duruşun tekrarıdır ve yoğunlaşabilenler için huzurda oluşun o dayanılmaz zevkini verir insana.
Şunu bilelim ki hayattaki bütün arayışlarımız, Elest Bezminde yaşadığımız o unutulmaz zevkin arayışıdır.
Bunun içindir ki arzuladığımız, hedeflediğimiz, ulaştığımız ve elde ettiğimiz hiçbir nimetin zevki bizi tatmin etmez.
Çoğu zaman bunun nedenini bilemeyiz ve hep başka nimetlerin, başka zevklerin, başka hedeflerin, , başka arzuların peşinde koşarız.
Fakat dedim ya ulaştığımız hiçbir başarının ya da kazanımın verdiği zevk biz tatmin etmez. 
İşte bu nokta yolların ya da zevklerin kavşak noktasıdır.
Yoluna ya da zevkine aklını rehber edinenler bilirler ki aradıkları zevk cennette Allah'ın Cemaliyle şereflendikleri gün kendilerinin olacaktır.
Ve başlarlar O Güzel Nebi'nin izine basarak bir hayatı yaşamaya…
Bunu tam olarak beceremeseler de ne gam!
Onun izine basmak ve hep o iz üzere gitmektir önemli olan…
Günü gelince gerisi gelecektir nasıl olsa…
Gerisi gelecek ve olan olacaktır…
Müslüman öyle bir zevke erecektir ki, eğer orada ölmek olsa hemen o anda zevkten ölecektir…
Fakat orada, tam da Ölmeyen Diri olan Halık-ı Zülcelal'in huzurunda ölmek yoktur artık…
Ezeli ve Ebedi Olanın huzurunda ebedi bir hayat başlamıştır Müslüman için…
Zevkin Nisan yağmuru gibi yağdığı bir hayattır bu…
İşte bunun, bu hayatın geleceğini bilenler, böyle bir hayata kavuşmanın ancak barış ortamında olduğunu bilirler ve bedeli ne olursa olsun barışı ararlar, barışın peşinde olurlar…
Bu bakımdan bugün ülke yönetimi ellerinde olanlara "barışın karşılığında kime ne verdiniz" diye sorulmamalı.
Her ne karşılığında olursa olsun bu ülkeye barışı getirenlere destek olunmalı, bu kazananı kesinlikle olmayacak kardeş kavgasını durdurdukları için…
Ve Meclis çatısı altında iktidara laf yetiştirmeye çalışan muhalefete sormalı "bu savaşın daha ne kadar sürmesini arzu ediyordunuz" diye…
Bilmemiz gerekir ki bu anlamsız savaş kedinin törpü üzerindeki kanı yalaması gibidir…
İki taraf ta törpüyü yaladıkça kendi dilini tüketiyordu…
Yine bilmemiz gerekir ki bu milletin çatısını oluşturan kavimlerin dillerini tüketecek olan bu savaşın ganimetini toplayacak olanlar batılı emperyalistler ve onların taşeronluğunu yapan yerli iş birlikçi çetelerdir; kesinlikle o çeteler adına ülkeyi karıştıranlar değil…
Söyler misiniz bana, Emperyalistler, onların yerli işbirlikçileri ve Kandil adına yıllardır dağlarda gezen, hayvani bir hayat yaşayan ve en çok yedi yıllık bir tetikçilik hayatından sonra öldürülen PKK militanlarının kazancı ne olmuştur, dersiniz?
Hiçbir şey!
Eskilerin deyimiyle "heba en mensura" denecek şekilde hiçbir kazanımları olmamıştır, PKK militanlarının…
Kayıpları mı?
Öncelikle insanlıklarını kaybetmişlerdir…
Müslüman iseler Müslümanlıklarını, Hristiyan iseler Hıristiyanlıklarını kaybetmişlerdir…
Dolayısıyla hem Kâinatın Efendisi olan O Güzel Nebi'nin, hem de "bir yanağına vurana öteki yanağını da uzat" diyen Meryem Oğlu Hz. İsa'nın dostluğunu kaybetmişlerdir…
Ve elbet İslam'a bin yıldır bayraktarlık yapan bu aziz milletin de dostluğunu kaybettikleri gibi nefretini ve lanetini kazanmışlardır.
Şunu bilelim ki, bu milletin nefretini ve lanetini hak edenlerin iki dünyada da iki yakası bir araya gelmez…
Kimi zaman sadece bu dünyada işleri rast gider gibi olur…
İstiyorsanız, kafesindeki Abdullah Öcalan'a sorun, emperyalist güçlere ve yerli işbirlikçilerine yaptığı hizmetlerin karşılığını tam olarak alabilmiş mi?
Öldürülmesine vesile olduğu Türk Kürt binlerce masum insanın vebalini taşıyarak kafesinde ölümü bekleyen Öcalan acaba rahat uyku uyuyabiliyor mu?
İsterseniz, Öcalan ve benzerleriyle iş birliği yaparak Özal'ı, Eşref Bitlis'i, Adnan Kahveci'yi, Uğur Mumcu'yu ve adlarını hepimizin bildiği insanlarımızın öldürülmesinde parmağı olan, Akabe şeytanının hocasına gidip sorun kazandıkları öte âlemde kendisini kurtarabilecek mi?
Çünkü müthiş bir münafık olarak en az bir Müslüman kadar bilir o melun öte âlemin getirisini, götürüsünü…
Bu bakımdan bu ülkede bir damla kanın akmasını önleyecek barışa paha biçilmez diyorum.
Ne karşılığı sağlanırsa sağlansın…
Çünkü ben yaşadıklarımla biliyorum ki barıştan Türk'ü ve Kürdü ile bu millet kazanacak;  emperyalistler, onların yerli iş birlikçileri, Kandil, Kandilin borazanları kaybedeceklerdir…
Okumak ve öğrenmek dururken kimilerinin yönlendirmesiyle birbirlerine sopalarla saldıran Üniversite öğrencileri bütün bunları ve daha fazlasını düşünmeli…
Özal'ın şehit edildiği bu günde Onu ve bu ülkeye hizmet ederek ölen herkesi rahmetle ve minnetle anıyorum.



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
KADIN VE HAYAT
Kazım ÜNLÜOL
Amerika 2017 - 10
Dr.Cihan AVAROĞLU
ŞEKER BAYRAMI
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net