25 Haziran 2017 Pazar
Üyelik




Sayaçlar
4.817.914 ziyaret.
102 aktif ziyaretçi.
Yunus Baki KOÇAK

Geçmişimize Ait Örf Adet Gelenek Ve Göreneklerimiz -2-



Eskiden teknoloji yok, memleket harpten çıkmış, salgın hastalıklar baş göstermiş, yeterli doktor yok, para yok, kazanç yok o yokluk içinde atalarımız güzel yaşamanın, paylaşmanın ve kendinden evvel başkasını tercih etmenin güzelliklerini yaşamışlardır. O yokluk yılarında ninelerimiz ve annelerimiz, "Belki bir misafir gelir de ona ikram edecek bir şey bulamayız." diye, ellerine bir yiyecek geçse onu yemez, yedirmez ve bir kenara saklayarak misafire ikram etmeye çalışırlardı. Eve bir misafir geldiği zaman, hemen o misafir için bir hazırlık yapmaya çalışılır, evde hiç bir şey yoksa bile o yokluk içinde misafiri ağırlayacak bir şeyler bulurlardı. O devrin fedakâr anneleri ve nineleri için yorulmak üşenmek diye bir şey olduğunu ben görmedim. Yerine göre gece uykusunu bile terk ederlerdi. Evde misafir için bir şey bulamadıkları zaman, hemen kalkar az bir un bulsa o unla bir makarna keser, kedi batmaz yapar, höşmerim eder veya hemen bir kül kömeci yaparlardı. Veya kôçüde bir tek tavuk varsa bile onu kesip misafiri ağırlamaya çalışırlardı.   

Cenaze ve bayramlarda cemaatin durumuna göre komşular sofra çıkarır, gelen misafirler ağırlanırdı. Bugün köylerimizde, cenaze merasimlerindeki yemeği köy dernekleri çıkarıyor. Bayramlarda yemek çıksa da eski rağbeti görmüyor.

Eskiden bayram yaklaşırken, günler öncesinden ev temizliğine başlanırdı. Eski ahşap evlerin; tavanları, dolap kapakları ve evin taban sofaları (tahta döşemeleri) cam kırıkları veya işe yaramayan eski bıçaklarla kazınarak tertemiz temizlenirdi. Bayramda evler mis gibi çam kokardı. 

Fırından taze ekmek çekince, "Kokar, günah, Allah sorar" diye yakında olan, yoldan geçen kimselerin önüne geçilir taze ekmekten ikram edilir, bazen bir iki ekmek bu şekilde fırından çıkarken dağıtılırdı. Fırından çıkan taze sıcak ekmeğin üst kabuğu açılarak ortasına bir kaşık tere yağı koyup, yemek de o devrin insanlarına büyük zevek verirdi. Somun ekmeğinin yanında birkaç tane pide yapmak da geleneklerimiz arasındaydı. Her ekmekte, bir sonraki ekmek için maya saklanırdı.

Kandil günlerinde gözleme ve helva yapılır, gözlemeleri komşular birbirlerine dağıtırlar, öğle ezanından sonra da bir tabağa basılmış helva ile birkaç gözleme camiye gönderilir, orada açılmış bir yaygı üzerinde birbirine karıştırılarak tekrar birer miktar helva getirenlere verip, diğer kısmı da köyün fakirlerine dağıtılırdı. 

2 Memleket harpten çıkmış, salgın hastalıklarla uğraşmış, kadınlar dul kalmış, kazanç yok, teknoloji yok ve o yokluklar içinde insanlar çaresiz kalmış ve karınlarını bile doyuramaz hale gelmişlerdir. Onun için taze bir ekmek kokusu ve o taze ekmekten o kokuyu duyan insanlara bir parça vermek, şimdiki neslin anlamakta güçlük çekeceği kadar tarifi imkânsız bir ikram oluyordu

Devam edecek...



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Misafir MİKROFON
KANDİLLER Prof Dr. Seyit Mehmet ŞEN
Misafir MİKROFON
CANIM GEREDE - Erol ÖZDEMİR
Misafir MİKROFON
NİYAZİ - Aytaç YILDIRIM
Ferhat ÇETİNOĞLU
KADIN VE HAYAT
Kazım ÜNLÜOL
Amerika 2017 - 10
Dr.Cihan AVAROĞLU
ŞEKER BAYRAMI
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net