17 Ağustos 2017 Perşembe
Üyelik




Sayaçlar
4.902.135 ziyaret.
78 aktif ziyaretçi.
Misafir MİKROFON

Kan Emici Vampirlerden Kurtulma Zamanı - Nihat ALTAY



Terör örgütü ve örgütün siyasi kanadı ile Kürt halkı arasında dağlar kadar fark olduğu yıllarca vurgulandı. Ne dinleri, ne yaşam tarzları, ne de yedikleri, içtikleri aynı olmayan bu insanlar sözde Kürtlerin hakkını savunarak yıllarca bu ülkeye birçok acılar yaşattılar. Kürt halkını temsil ettiğini iddia edenler ya ateist, ya zerduş, ya da yezidiler. Kürt halkı ise inançlı insanlardır. Kürt halkıyla bizleri birleştiren ortak kültür, geçmiş ve akrabalık değerlerinin yanında, hepsinden önemlisi İslami çatı altında ki birlikteliğimizdir.

Kürt halkının desteğini kaybetmeye başlayan terör örgütünün siyasi kanadı, kendilerinin de ölüm orucu tutacaklarını belirttiler. Sözde Kürt halkının hakkını savunanlar terörün sonunun geldiğini artık fark etmiş olacaklar ki ölüm oruçlarıyla son kozlarını oynamaya başladılar. Ak Parti hükümetinin açılımları, Kürt halkına hissettirdiği açık desteği ile artık terörün sona yaklaştığı gerçeğini son günlerde yaşananlarla görmekteyiz.

Hükümet en zor zamanlarda, Habur gösterisi ve Oslo görüşmelerinin basına sızdığı anlarda bile diyalogdan vazgeçmedi. Devlet gücünün güneydoğu da hakimiyet kurması, ölen teröristlerin yanında örgütten kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan teröristlerin giderek artması, PKK ve siyasi uzantısını endişelendirdi. Ve ölüm oruçları ile son kozlarını oynamaya başladılar.

Peki Ak Parti hükümeti döneminde, Kürt halkı ile sözde Kürt halkını temsil edenler arasında bu kadar farklılık, yabancılık varken bu kişilere neden oy verildi?  İnternet çağında hiçbir şeyin gizli kalmadığı bir ortamda Kürt halkının bu farklılıktan haberi yok muydu? Elbette ki vardı ama sindirilmiş, ürkütülmüş, korkutulmuş bir halktan oy almak kadar kolay bir şey yoktur dünyada. Geçmişte ise devletin elini uzatamadığı, faili meçhul cinayetlerin boy gösterdiği, kimin eli kimin cebinde olduğu belli olmayan bir güneydoğuda halk çaresiz isteyerek veya istemeyerek oyunu kendi değerleriyle zıt kişilere verdi. Ama geçmişte konuştuğumuz birçok Kürt kardeşimizin her şeye rağmen terörün bir gün biteceğine dair inançları tamdı. 

Şimdi işler değişti. Operasyonlarla terör örgütünün belinin kırılması, Kürt halkını cesaretlendirirken ihbarlarda ardı ardına gelmeye başladı. Hakkari Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, "vatandaşlarımız tarafından Şemdinli ilçesi Derecik-Aktütün arasında kalan bölgede bölücü terör örgütü mensuplarının olduğu yönünde ihbarda bulunduğu belirtilerek, üç gün devam eden operasyonlarda 42 terörist etkisiz hale getirildiği'' ifade edildi.

Demek ki terörün bu kadar uzaması, Kürt halkının inanç ve değerlerinden uzak birilerine oy verilmesi devlet otoritesinin boşluğundan kaynaklanıyormuş. Zaten son günlerde Kürt halkının tepkileri ardı ardına geliyordu. Hatırlanacağı üzere Oğlu ölüm orucuna başlayan bir babanın "Bizi aptal yerine koyuyorlar. Lanet olsun çocuklarımızı bu yola sevk edenlere!" şeklindeki feryadı büyük yankı uyandırmıştı. Kürt halkının başka bir tepkisi de PKK ve yandaşlarının Kürtleri İslam'dan, kültüründen ve asıl kimliklerinden uzaklaştırmayı planladığını dile getirmişler, Zerdüştlük ve Yezidilik faaliyetleri yürüttüklerini belirtmişlerdi. Kürt halkı bunun gibi bir çok tepkiyi dile getirerek dini, yaşantısı, kültürü farklı olan bu kişilerin kendi haklarını savunan bir siyasi irade veya örgüt olmadığını, uluslar arası taşeron bir terör örgütü olduğunu artık fark etti. Devlete olan güveni de artınca tepkisini gizlemeyerek sesini yükseltmeye başladı.

Türkiye bölünecek diye yaygara koparanlar, o kadar emek harcadığınız BDP'nin güdümünden yine çıkmadılar diye atıp tutanlar bugün gelinen durum karşısında ne diyecekler merak ediyorum.

Hükümetin açılımları meyvesini vermeye başladı. Açılımlarla, güneydoğuya yapılan yatırımlarla, devlet gücünün halkın yanında olduğunu hissettirmesiyle Kürt halkı güvenmeye ve kendini güvende hissetmeye başladı.

Bundan sonra birilerinin elini taşın altına koyması gerekiyor. Özellikle güneydoğuda ki STK'lara çok önemli görevler düşüyor. Eğer STK'lar üzerlerine düşen görevi yaparlarsa Türkiye'de barış, huzur ve refah içinde yaşamak hiç uzak değil. Kürt halkının tepkisi bu kadar yükselmişken STK'lar ortak akıl ve planla geri durmayarak seslerini yükseltip gerek basında gerekse ev ev dolaşıp kalan birkaç kandırılmış halkı bilgilendirerek gereken güveni ve desteği sağlamalıdırlar.

En önemli konu ise artık kan dökülmesini önlemek ve Türkiye'yi dünya liderliğine taşımak Kürtlerin elindedir. Şunu aklımızdan çıkarmayalım; başka Türkiye yoktur. Her türlü zorluğa rağmen uzatılan kardeşlik eline hep beraber destek vererek ülkemizi bu kan emici vampirlerden temizlememiz gerekir.

Hepimiz biriz ve kardeşiz. Gün milli birlik, beraberlik ve kardeşlik zamanıdır.

Nihat Altay
STDM Aktivisti



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Dr.Cihan AVAROĞLU
PİKNİK ZAMANI
Kazım ÜNLÜOL
Kirlenmiş Ruhlar.
Ferhat ÇETİNOĞLU
"GELECEK" - Yunus GÜLDEMİR Anısına
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net