28 Mart 2017 Salı
Üyelik




Sayaçlar
4.631.855 ziyaret.
13 aktif ziyaretçi.
Misafir MİKROFON

ÇETE - Prof. Dr. Seyit Mehmet ŞEN



Suriye Çetesi

Hemen akıllara geldiği gibi bu Çete'nin ülkemizdeki darbeleri yapan…

Koskoca Türk Ordusunu darbeci yuvası haline getiren…

On binlerce faili meçhulün gerçek katili olan…

Batı adına Türkiye'yi tökezletmekle görevlendirilen…

Atatürk'ü ve Özal'ı zehirleyen…

Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ı asan…

Maraş, Çorum, Sivas ve Başbağlar olaylarını tezgâhlayan…

Öncesi ve sonrasıyla sivil asker binlerce insanımızı öldüren PKK'yı kuran

(kurduranlar batının şer güçleridir), onun başına bir kukla olarak Abdullah Öcalan'ı getiren…

Öcalan'ı besleyen, büyüten ve özellikle İmralı'da beslemeye alan Çete ile alakası yoktur…

Bu Çete, yine batılı güçler adına hareket eden ve bir İslam ülkesini Türkiye ile vuruşturmaya çalışan Suriye çetesidir…

Çok yaygın, fakat yanlış kullanılan şekliyle "Suriye Derin Devletidir"

Bu sütunda defalarca dile getirdiğim gibi devlet mutlaka millete dayanır…

Millete dayanmayan, milletin değer yargılarını benimsemeyen, üstelik milletin değer yargılarına düşman olan bir yapılanmanın adı hiçbir şekilde devlet olamaz ve böyle bir
yapılanmanın adı ancak Çete olur…

Bu haliyle zaten Suriye'nin başında batı adına çalışan bir Çete vardı…

Benim bahsetmeye çalıştığım Çete ise Çetenin de Çetesi olan Çete…

Yani "Suriye'nin Derin Devleti" değil de "Suriye'nin Derin Çetesi"…

İşte bu derin çetedir ki Beşar Esed'i sonu çıkmaz olan bir yere doğru hızla sürüklüyor…

Ve Beşar Esed sonunu mutlaka getirecek olan bu gidişe dur diyemiyor…

Saddam olmaya, Kaddafi olmaya özendiğini sanmıyorum…

Her ne kadar babasının oğlu dense de iyi eğitim almış, kibar görünümlü bir kişinin babasının yaptıklarına özeneceğini de sanmıyorum…

Fakat bizdeki Çete nasıl holding patronlarını, üniversiteleri, medyayı, sanat dünyasını, ülkeye hâkim oldukları zamandaki yöneticilerimizi ve işin en acı olan tarafı

adalet dağıtmakla görevli yargıyı kendilerine ram etmiş ve Yassı Ada mahkemelerinde yargı mensuplarına "sizi buraya tıkan güç böyle istiyor" dedirtmişse…

28 Şubat öncesinde verdikleri brifingleri yargı mensuplarına ayakta alkışlatabilmişse…

Adnan Menderes'in Demokrat partisinden bu tarafa en güçlü iktidara sahip olan AK Partiyi kapatma tezgâhını kurgulayabilmiş ve ülkenin kaymağını yiyen gruplardan

destek bulabilmişse…

Suriye'nin Derin Çetesi de, ta baştan Çete olan bir yönetimi çıkmazdan çıkmaza sürükleyebilmektedir…

Bütün bunları şunun için yazıyorum:

Dün kardeş olarak bağrımıza basıp, bugün düşman olarak karşımıza aldığımız Suriye

yönetiminin bir devlet terbiyesi, tarihe düşecekleri bir not, kendi milletlerine ve

insanlığa bırakacakları güzel bir ad ve kaybedecekleri bir kazanımları yoktur…

Ahiretle ilişkileri ise ta baştan yoktu, şimdi de yoktur…

Kısacası karşımızda bir devlet yönetimi, ülkesinin ve milletinin zararından

müteessir olacak bir yönetici kitlesi bulunmamaktadır…

Bir başka deyişle şu an yönetim olarak karşımıza aldığımız Suriye Çetesi PKK'nın

daha da kurumsallaşmış halinden başka bir şey değildir…

Ve bu kurumsallaşmış Çete'nin PKK'ya göre bir başka avantajı ise dünyanın bütün

ülkeleri tarafından tanınmış olan bir ülkenin yönetimini ellerinde tutmuş olmalarıdır…

Bu tanınmışlığın kendilerine sağladığı bir büyük avantaj ise Rusya, İran ve Çin gibi çok güçlü müttefiklerinin olmasıdır…

42 yıldır Suriye'yi yöneten bu Çete'nin dinle imanla insanlıkla insani değerlerle hiçbir ilgileri alakaları bağlantıları yakınlıkları yoktur...

Bunu 2 Şubat 1982'de gerçekleştirdikleri ve Uluslararası Af Örgütü'ne göre ölenlerin sayısının 10.000–25.000 arasında değiştiği Hama katliamı ile bütün

dünyaya göstermişlerdir…

Ve katliam öncesi Müslüman halkı tahrik etmek için Hama'da kurdukları tezgâhlar ile ülkemizdeki Çetenin darbeler öncesinde kurdukları tezgâhlar neredeyse bire bir aynıdır…

Buradan çıkarılacak derslerden bir kaçını şöyle sayabiliriz:

Hangi ülkede olursa olsun, Çetelerin çalışma usulü hep aynıdır…

Hangi ülkede olursa olsun, Çetelerin acıması yoktur…

Hangi ülkede olursa olsun, Çeteler hedefe ulaşmak için akla gelen bütün pisliği yaparlar…

Hangi ülkede olursa olsun, Çeteler batının şer odakları adına çalışırlar…

Hangi ülkede olursa olsun, Çetelerin milletle milletin inancı ve değer yargılarıyla en ufak bir yakınlıkları yoktur…

Hangi ülkede olursa olsun, Çeteler azınlıktadır ve ülkenin zenginliğini kendi aralarında paylaştırmaktadırlar…

Hangi ülkede olursa olsun, Çeteleri en çok rahatsız eden şey "bu ülkenin zenginliğinde bizim de payımız var" sözüdür…

Hangi ülkede olursa olsun, Çeteye karşı bu sözü söylediğinizde başınıza gelmedik şey kalmaz…

Evet, karşımızda işte böyle bir Çete vardır…

Allah korusun Suriye ile yapılacak bir savaşta bu Çete kesinlikle hiçbir savaş kuralına uymayacak ve ruh ikizi olduğu Saddam'ın Halepçe'de Müslümanlara karşı

yaptığını sınıra yakın yerleşim yerlerimizde yapmaktan kesinlikle çekinmeyecektir…

Ve bunu yapan Suriye Çetesi batılı hamileri tarafından korunacaktır…

Fakat Türkiye on yıllık bir döngüyü kıramadan yine başa dönecektir…

Batının istediği de zaten budur…

Ölmesi istenmeyen…

Fakat!

Onması da istenmeyen…

Bir Türkiye…

Buna razı mısınız?

Ben değilim!


08.10.2012 10:38:53



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
Ülkem İçin EVET
Kazım ÜNLÜOL
Amerika 2017-2
Dr.Cihan AVAROĞLU
BEBEĞİNİZ İÇİN HANGİ TEMİZLİK ÜRÜNLERİ GÜVENLİ?
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net