26 Mart 2017 Pazar
Üyelik




Sayaçlar
4.626.032 ziyaret.
134 aktif ziyaretçi.
Misafir MİKROFON

İRAN GEZİSİ - PROF. DR. SEYİT MEHMET ŞEN



Benim inancıma göre ülkeler arasında harp darp de olsa, soğuk savaş da sürse, hatta sıcak çatışma bile çıksa gezginlerin gidip gelmesine, tüccarların ticari faaliyetlerini yürütmelerine hiçbir şekilde engel olunmaz.
Oysa İran ile Türkiye arasında ne harp darp var, ne de savaşın soğuğu ve sıcağı…
Buna rağmen Türkiye'den İran'a bir yılda sadece yirmi bin tur...istin gitmesini nasıl izah edersiniz?
Mensubu olmakla öğündüğümüz Büyük Selçuklu Devleti'nin kuruluşu İran'da gerçekleşmişken, Rey gibi, İsfahan gibi Selçuklu'lara başkentlik yapmış şehirler İran'da iken ve İran ile Kasr-ı Şirin anlaşmasından bu yana yaklaşık dört yüz yıldır hiçbir çatışma çıkmamışken, hemen yanımızdaki bir büyük millet ve devlet ile böylesine uzak oluşumuzun nedenleri nedir dersiniz?
Acaba batı komşumuz olan Yunanistan'a giden turist sayısı, İran'a giden turist sayısının kaç mislidir, hiç düşündünüz mü?
İran bir büyük devlet…
Evet, İran hem kendileri hem de yabancılar tarafından keşfedilmeyi bekleyen bir büyük devlet…
İşlenmemiş büyük bir elmas gibi, gün yüzüne daha doğrusu göz önüne çıkmak için sanatkârını bekliyor…
Eğer bu sanatkârı bulabilirse bakanların gözlerini kamaştıracak bir güzelliğe sahip olacağı muhakkak…
Batılıların "see sighting" olarak ifade ettikleri sekiz günlük yüzeysel bir geziyle İran'ı gereği gibi değerlendirmek her ne kadar mümkün değilse de; yine de bu ülkenin sahip olduğu muazzam potansiyelin farkında olmak için çok da fazla bir gözleme gerek yok…
Sanırım İran'ın en büyük potansiyeli, değişik dinlere sahip olsalar da, tek bir kavim olarak aynı topraklarda geçirmiş oldukları binlerce yıllık tarihleridir...
Ve İranlıların biz de olduğu gibi tarihleriyle ve tarihi geçmişleriyle hiçbir sorunları yok…
Bunu sekiz gün boyunca bize eşlik eden İranlı rehberlerden anlıyoruz.
İranlı rehberlerimiz sekiz gün boyunca Perslerin İran'daki binlerce yıllık tarihinden bize bahsederlerken, İslami dönemlerinden bahseder gibi büyük bir zevk ve özenle bahsediyorlardı…
Daha açık bir deyişle, rehberlerimizin Şiiliği, Zerdüşt dinine mensup olan ataları Perslerle çatışmalarına neden olmuyordu…
Çünkü bu onların mensubu olmakla öğündükleri Parsların, Partların ve Medlerin tarihi idi ve bir zamanlar o topraklarda yaşanmıştı…
Şimdi ise Şiilerdi ve bizde kimilerinin özendiği gibi Zerdüştlüğe özeniyor da değillerdi…
Oysa bizi uzun yıllar yönetenlerin tarihimizle büyük sorunları vardı…
Ve elbet o tarihin oluşmasında etkin rolü olan dinimizle olan sorunları ise daha büyüktü ve bitecek gibi de değildi…
27 Mayısı, 12 Martı, 12 Eylülü, 28 Şubatı, 27 Nisan'ı hayata geçirenlerin ve sayısını kesin olarak bilemediğimiz diğer darbe teşebbüslerini planlayanların bu milletle ve bu milletin diniyle olan problemlerini görünce, İranlı rehberlerimizin geçmişlerine sahip çıkışlarını alkışlamamak mümkün değil doğrusu…
*
Evet, 20–28 Mayıs tarihleri arasında bir grup arkadaş ile İranda idik…
Gezi başkanımız AK Parti Meram İlçe Başkanı Ulvi Bezirci idi.
Grubun çoğunluğunu Konyalı dostlar oluşturuyordu.
Bizler Ankara'dan katılan üç aile idik.
Fevzi Mutlu ve eşi, Mustafa Ateş ve eşi, ben ve eşim…
Ankara-Sabiha Gökçen-Tahran olarak başlayan sekiz günlük gezimiz, Tahran-Sabiha Gökçen-Ankara olarak sonlandı.
İşin ilginç yanı, zaman zaman karşılaştığımız Dr. Mehmet Sılay'ın liderliğini yaptığı bir başka kafile ile Ankara Kadın Platformunun ve bir başka Türk kafilesinin İranda aynı zamanda oluşu ve neredeyse aynı gezi güzergâhını takip edişleriydi…
Hangi güzergâhı mı diyorsunuz?
Tahran-Şiraz-Yezd-İsfahan-Kum-Tahran…
Laik dinin müminleri gezi güzergâhındaki Kum'u görünce bizim için sakın endişeye kapılmasınlar…
Çünkü orada gördüklerimiz, laik müminleri korkutacak şekilde beni etkileyeceği yerde, İranlılar adına beni gerçekten üzdü…
Ve O Güzel Nebi'nin(sav) sözlerini tekrar etmeden geçemedim:
"İsevilerin Meryem oğlu İsa'yı övmekte ileri gittikleri gibi sakın beni övmekte ileri gitmeyin. Bana Allah'ın kulu ve resulü deyin."
Evet, mezhepleri ve meşrepleri ne olursa olsun İslam'a inananlar için ölçü buydu ve bu ölçüyü kaçıranlar Allah(cc) korusun kendilerini değişik yerlerde bulurlardı…
Her neyse…
Dört Türk kafilesini oluşturan toplam kişi sayısı çok az olup, sadece yüz civarında olsa da; asıl önemli olan bu aziz milletin İran'ın farkına varıyor oluşuydu ve elbet bu da iyiye alametti…
Sanırım İranlılar bizi, bizim onları tanıdığımızdan daha çok tanıyorlardı…
Bize gelen İranlı turist sayısının, ülkemizden İran'a giden turist sayısından çok daha fazla oluşu bunu gösteriyordu…
Eğer ülkemizden de İran'a, İran'dan bize gelenden daha çok turist gidecek olursa, iki millet arasında var olan kardeşlik bağının daha da kuvvetleneceği açıktır…
Bu iki büyük millet arasında öylesine çok ortak kültür değeri var ki, bu değerler kardeşlik bağlarının kuvvetlenmesinde mutlaka en önemli ortak paydalarımız olacaktır…
Biz grup olarak bunlardan sadece üçünü ziyaret edebildik:
Büyük Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, Şeyh Sadi Şirazi ve Hafız…
Hafız'ın kabrinde önce eşim, sonra da Ahmet Efe bey Yahya Kemal'in "Rindlerin Ölümü" şiirini okudu…
Ve elbet hepimiz her üçüne yürek dolusu Fatihalar gönderdik…

Tadımlık bir İran gezisiydi bizim yaptığımız…
Bu nedenle gezi süremiz elbet yeterli değildi, muhteşem bir tarihe sahip olanı İran'ı tanımak için…
Bu tür gezilerin sayılarının çok artması gerekir ki İran'ı gereği gibi tanımamız mümkün olsun…
Ve bir şey daha:
Laik müminleri, Ergenekoncuları, 28 Şubatçıları ve benzerlerini temin ederim ki Türkiye kesinlikle ve kesinlikle İran olmaz…
Fakat gün gelir de İran Türkiye olursa, bizi kısa zamanda sollayacaktır…
Bunu da bilelim…


DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
Ülkem İçin EVET
Dr.Cihan AVAROĞLU
BAŞARI İÇİN KAHVALTI ŞART
Kazım ÜNLÜOL
Amerika 2017
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net