24 Ekim 2017 Salı
Üyelik




Sayaçlar
5.010.475 ziyaret.
94 aktif ziyaretçi.
Misafir MİKROFON

ŞENOL ÖZBEK Ya da MİLLETİN YARBAYI - Prof.Dr.S.Mehmet ŞEN



Bugün milletçe bir güzel insanı daha Rabbimize uğurladık.
Bundan sonra bir daha ölmeyecek şekilde…
Bugün Hacı Bayram Camii her günkünden, alışılmış olandan, aşina olduğumuzdan çok farklı olsun istedim…
Her taraf dolsun taşsın…
Millet kendisi için yaşayan, kendisi için konuşan, kendisi için koşan bir evladına sahip çıksın, bağrına bassın, gönül dolusu kucaklasın istedim…
Ve inanın gelen cemaati çok az gördüm…
Benimle birlikte olan oğluma, gönül dostlarıma buralar dolup taşmalı değil miydi, dedim…
Öyle ya!
Herkesin televizyonlarının başında zevkle seyrettiği kendi sesiydi o…
Kendisinin söyleyemediğini söyleyen, ifade edemediğini en yüksek perdeden ifade eden, hatta haykıran kendi sesi…
İnsanların, halkımızın, milletimizin bu sese, kendinden olan, kendi gibi düşünen, kendi gibi hisseden bu sese daha fazla, daha da fazla sahip çıkması gerekmez miydi diye düşündüm…
Dışarıdaki kalabalığı hep az gördüm…
"Bu milletten bir şey olmaz; bu millet için çalışıp çabalamaya değmez" dedim oğluma ve yanımdaki dostlarıma…
Ve üzüldüm, çok üzüldüm…
Fakat ezan okunup da camiye girdiğimde şaşırdım…
Cami tıklım tıklım doluydu…
Dışarıda azın azı olarak gördüğüm cemaat nasıl yapmış, ne zaman yapmış da sessiz sedasız camiyi hınca hınç dolduruvermişti…
Turan Güven hoca ile camide kendimize zor yer bulduğuma sevindim bu kez…
Evet, bu millet gürültüden patırtıdan yana değildi…
Şamatadan hoşlanmıyordu…
İşini sessiz hallediyordu…
Ve elbet sessiz sedasız ve derinden gidiyordu…
Sevgisi de nefreti de bir başkaydı bu milletin…
Sevdiklerini sever, sevmediklerini sevmezdi…
Ne yaparlarsa yapsınlar bu böyleydi…
Bunu bilmeyenler için yazmıştım bir zamanlar…
Ve milletin sevmediklerini Hacı Bayram'a, Taceddin Dergâhına davet etmiştim…
"Gelin görün, milletin neyi ne için sevip sevmediğini anlayın" demiştim…
"Belki insafa gelir, iz'ana gelir ve milletle bir yerlerde, bir ortak noktada buluşursunuz ve milletin değerlerine bu denli düşman olmazsınız" demiştim…
"Bu sizin hayrınıza olur" demiştim…
Evet, bu millet, bu sessiz ve derinden giden millet bir kez daha müsbet anlamda beni yanılttı…
Ve cenaze namazına camide bulunan cemaat olarak tam kadro katıldı…
Yanımdaki oğlum Mahmut Muaz bana cenaze namazına katılan kalabalığın arkasını gösterdi…
Namazdan önce, "hani bu millet nerede?" soruma…
"Bu millet işte burada" dercesine bir cevaptı bu…
Evet, bu millet bir kere daha oradaydı ve kendinden olan, kendinin gür sedası olan bir güzel insana, bir güzel evladına bir kez daha sahip çıkmıştı…
Ve yakınlarından ve gönül dostlarından olan kalabalık bir grup kendilerinden olan bu güzel insanı, bu gerçekten sivil yarbayı, bu milletin yarbayını son yolculuğuna uğurlamak için Karşıyaka mezarlığına kadar gitmişti…
İstanbul'dan gelen bir gönül dostunu Karşıyaka mezarlığındaki defin merasiminde görünce daha fazla tutamadım kendimi…
Bu kadirbilirlik karşısında katılaşan kalbim kabarmış, kuruyan gözlerim sularını bırakıvermişti…
Evet, vefa buydu işte…
"Bu benden" diyerek İstanbul'dan veya bir başka ilden kalkıp gelmekti vefa…
Ve inanın insan olarak hoşlanılmayan birçok şeyi yapması bir müslümandan beklenirdi de vefasızlık asla beklenmezdi…
Çünkü biz Elest Bezminde verdiğimiz söz üzere müslümandık…
"Belâ/evet" demiştik bir kere, bu sözümüzden dönemez ve her şey olurduk da kesinlikle vefasız olamazdık…
Evet, vefa müslüman oluşumuzun gereği bir davranış biçimiydi…
Bu nedenle biz "hem müslüman oluruz, hem de vefasız oluruz" diyemezdik…
Unutmayalım!
Vefa, bizim müslüman oluşumuzun ve müslüman olarak yaşayışımızın mihenk taşıdır…
*
Bir zamanlar
"Sırası gelen gidiyor sessizce
Ölüm denen bir bilinmez bilmece" diye yazmışım…
Evet, bir bilinmez bilmecenin gereği olarak milletin yarbayı Şenol Özbek'i bugün ahirete uğurladık…
Çok sevdiği Peygamberine ve gönül dostlarına kavuştu…
Öldüğü gece kendisini düşümde gördüm…
Bir yakınını kaybetmişti ve kendisine taziyeye gitmiştik…
Gayet neşeli idi…
Yakınını kaybetmiş olmanın üzüntüsü yoktu üzerinde…
İçimden, "kendi de öldü, fakat haberi yok" dedim…
Ben biliyor ve inanıyorum ki Şenol Özbek kardeşim bir pis odağın mağduru ve mazlumu olarak ebedi seferine şehit olarak çıktı…
Bunun içindi kendi ölümünden habersizliği…
Ve inanın istediği gibi öldü…
Başka türlü bir ölüm bu güzel insana, bu milletin yarbayına yakışmazdı…
Onun için ne gam…
Nasıl olsa hepimiz ölecek değil miyiz?
Ölecek ve Rabbimize kavuşacak olduktan sonra gerçekten de ne gamdı…
Ya Sultan Aziz'den bu yana bu milletin evlatlarını alçakça katledenler…
Evet, onlar, o habis ruhlar nereye gidecekler ve kime, kimlere kavuşacaklar dersiniz?
Leza'ya mı, Sair'e mi, Sekar'a mı, Hutame'ye mi gidecekler?
Hitler'e mi, Mussolini'ye mi, Stalin'e mi, Lenin'e mi, Nemrut'a mı, Firavun'a mı kavuşacaklar?
Arif Nihat Asya'nın deyimiyle "kendi ateşlerini, kendi elleriyle taşıyarak" yapacakları bu habis yolculukta kavuşacakları yoksa kendi ilahları mıdır?
Gece gündüz dillerinden hiç düşürmedikleri kendi ilahları…
Çünkü O Güzel Nebi'nin(sav) ifadesiyle "ebedi âlemde kişi mutlaka sevdiğine kavuşacak ve onunla beraber olacaktır"…
Yani Halik'ı Zülcelâl nur isteyene nur, nar isteyene nar verecek…
Bu O'nun(cc) mutlak adaletinin gereği…
Kim ne diyebilir?
*
Yolun açık, mekânın cennet, derecen âli olsun sevgili kardeşim, can yoldaşım, gönüldaşım, milletin yarbayı, Sivas'ın yiğit evladı Şenol Özbek…
Dik yaşadın, dimdik öldün…
Eğilmeden, bükülmeden, büzülmeden, büzüşmeden…
Omurgasız yaşayanlara inat…
Rahman ve Rahim olan Allah'a(cc) emanet olasın…

(Beyazgazete)

Yönetici Notu: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/20256600.asp



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
SAMİMİYET
Kazım ÜNLÜOL
"Gidilecek yol ne kadar uzak olabilir ki?" (H.İ.M.)
Dr.Cihan AVAROĞLU
BEBEĞİMİN BESLENMESİ DEĞİŞİYOR
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net