28 Nisan 2017 Cuma
Üyelik




Sayaçlar
4.708.297 ziyaret.
97 aktif ziyaretçi.
Misafir MİKROFON

FAİLİ MEÇHULLER VE HIRANT DİNK CİNAYETİ Prof. Dr. Seyit Mehmet ŞEN



·         Hırant Dink cinayeti ile ilgili olarak yargının verdiği karar üzerine neredeyse bütün ülke ayağa kalktı.
Nedeni ise belli:
Yargı kararının kamuoyunu hiç de tatmin etmemiş olması…
Gerçekten de yirmi bine yaklaşan bir faili meçhulün olduğu bir ülkede Hırant Dink cinayetini sadece 17 yaşındaki bir gencin işlediğine ve bu genci de liseden itibaren bütün hayatı neredeyse gücü yettiği herkesi darp etmekle geçen bir başka gencin azmettirdiğine inanmak herhalde safdillikten başka bir şey olmaz.
Bir başka safdillik ise, Ogün Samast'ı Hırant Dink'i öldürmeye azmettiren Yasin Hayal'in bir ikisi hariç faili olduğu bütün darp olaylarında kendisinden şikâyetçi olunmamasının gayet normal karşılanması…
Yani arkasında birilerinin aranmaması…
Bir düşünün bakalım, Yasin Hayal'in faili olduğu darp olaylarından herhangi birini işleyen sıradan bir delikanlının başına kim bilir neler gelirdi?
Evet, Hırant Dink cinayeti de, ülkemizde işlenen yirmi bine yakın faili meçhul cinayet gibi kelimenin tam anlamıyla faili meçhul bir cinayettir…
Tetiği çeken ve fotoğrafta görülen kişinin Ogün Samast; hemen arkasındaki kişinin ise Yasin Hayal olması Hırant Dink cinayetini faili meçhuller arasından çıkarmaz…
Türkiye'de bir karanlık güç, etkili ve yetkili birçok kişiyi ve grubu şu ya da bu şekilde etkisi altına alarak soruşturmaları istediği gibi yürüttürme, yargı kararını istediği gibi aldırma, medyadaki yandaşları vasıtasıyla olayları istediği gibi saptırma, finans dünyasındaki ortakları aracılığıyla en büyüğünden en küçüğüne istediği işi finanse ettirme imkânına sahiptir…
Bu artık gizli değildir ve bu bugünün işi de değildir…
Yunus Emre'nin:
"Ete kemiğe büründüm/ Yunus diye göründüm" demesine benzer şekilde…
En azından Sultan Aziz'i öldürmelerinden itibaren apaçık gün yüzüne çıkan bu gizli güç… Kimi zaman ittihat terakki kılığında…
Kimi zaman 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat ve 27 Nisan darbecileri kılığında…

Kimi zaman sarı kız, ay ışığı, balyoz planlayıcıları kılığında…
Görünmesine rağmen…
Anlaşılıyor ki bu gizli gücün asıl ismi Ergenekon'dur ve bu isim özellikle seçilmiştir…
Nasıl ki Ergenekon, Türk ırkının kapatıldığı ve asırlarca yaşadığı bir havzadan kurtuluşunun destanı ise…
Yeni Ergenekon da…
Dağları aşıp, çölleri geçip İslam'la tanışan ve bu topraklarda bin yıldır İslam'ın bayraktarlığını yapan Müslüman Türk kavmini geldiği topraklara geri döndürmenin destanı olacaktır…
Hesapları budur…
Eğer bu toprakların Türkü, Kürdü, Çerkezi, Gürcüsü, Abazası, Arnavudu, Boşnağı ve Romanı ile Müslüman unsurları olarak bunun farkında olmazsak; ne mutlu Türklerin "Hırant Dink gayri Müslim ya da Ermeni olduğu için öldürüldü" biçimindeki cahilane ya da hainane sözlerine kulak kabartırız ve aldanırız…
Türkiye'de ne Hırant Dink Ermeni ya da gayri Müslim olduğu için; ne Abdi İpekçi Sabataist, ne de Üzeyir Garih Yahudi olduğu için öldürülmedi…
Bunu herkes biliyor…
Fakat bilmeyenler nedense Türk Medyasındaki Ergenekon'un ortağı olan "Ne Mutlu Türkler"…
Oysa demokrasinin medyadaki tosuncukları olan bu "Ne Mutlu Türkler" birçok olayı daha polis elini dahi uzatmadan şıppadak çözme gücünde olan kişilerdir…

İsterseniz Uğur Mumcu'nun, Bahriye Üçok'un, Çetin Emeç'in, Muammer Aksoy'un, Taner Kışlalı'nın cinayete kurban gitmelerinden bir gün sonra çıkan gazetelerdeki demokrasi tosuncukları bu "Ne Mutlu Türklerin" yönettikleri gazetelerin manşetlerine ve işgal ettikleri köşelerdeki yazılarına bakın…
Göreceksiniz ki katiller hemen bellidir:
İrticacılar, mürteciler, gericiler…
İsterseniz Maraş, Çorum ve Sivas olaylarından sonra çıkan ve demokrasi tosuncukları bu "Ne Mutlu Türklerin" yönettiği gazetelere ve işgal ettikleri köşelere bir kez daha bakın…
Göreceksiniz ki katiller yine bellidir:
İrticacılar, mürteciler, gericiler…
Bu konularda böylesine ileri görüşlü olan bir güruh acaba neden Hırant Dink olayını Ermeni ya da gayri Müslim olmasına bağlıyor dersiniz?
Ergenekoncu efendileri öyle emrediyor da onun için…

Tıpkı ne idükleri belirsiz bu "Ne Mutlu Türklerin" Ahmet Kaya'yı linç ettikleri gibi…
Evet, o zaman da medyada demokrasinin tosuncukları görevini üstlenen bu "Ne Mutlu Türklere" Ergenekoncu efendileri öyle emretmişti, onlar da emredileni yaptılar ve Ahmet Kaya'yı el birliği ile linç ettiler…
Bütün bunları şunun için yazıyorum:
Aklı başında hiç kimse tetiği çekene bakıp ta cinayeti çözmeye kalkmamalıdır…
Elbet tetiği çeken katildir…
Fakat asıl katil ve katiller tetiği çekenin arkasındakilerdir…
Eğer bu ülkede Kartal Demirağ'ın, Ogün Samast'ın, Mehmet Ali Ağca'nın arkasındakiler bulunup cezalandırılamazsa Ergenekon'un ve onların yandaşlarının güçlerinin kırılması mümkün değildir…
Bunu bilmek ve gereğini yapmak zorundayız…

Aksi halde medyadaki "Ne Mutlu Türk" görünümündeki demokrasi tosuncukları her gün bir başka kılığa girerek bu ülke insanını yanıltmaya ve Ergenekon'un değirmenine su taşımaya devam ederler…

       PROF. DR. SEYİT MEHMET ŞEN



DİĞER MAKALELER
Şerafettin DAĞYILDIZI
6102 Sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu Şirket ve Ticaret Erbabına Neler Getiriyor?
Yunus Baki KOÇAK
Asker Salavatlama
Ferhat ÇETİNOĞLU
Ülkem İçin EVET
Dr.Cihan AVAROĞLU
GÖZ YAŞI KANALI TIKANIKLIĞI
Kazım ÜNLÜOL
2. Amerika -5
 
www.gerede.net
Gerede Hakkında Herşey
Bu sitede yayınlanan haber, metin, bilgi, yazı ve resimler izin almadan yayınlanamaz. gerede.net hiçbir kişi, kurum veya siyasi görüşün sitesi değildir. Amacımız Gerede ilçemizi tanıtmak ve Geredelileri kaynaştırmaktır.
E-Posta :  haberlesme@gerede.net